ANAMUR'UN SESİ
"Anamur'un ve Anamurluların Buluşma Adresi ve Gerçek Sesi..."
arama   site haritası
 

 

 

         İL OLMASI GEREKEN EN ÖNCELİKLİ İLÇE : ANAMUR (66)

                 (önceki bölümün devamı)

    Bundan Anamur'un sesinde yayınlanmakta olan yazı dizimizin bundan önceki bölümünde yapımı devam eden Mersin-Antalya arasındaki yollardan, Anamur yollarından bahsetmiştim.

    Yazı dizimizin bu bölümü "ilgilenenler" için önemli bir bilgi kaynağı oluşturmuş.

    Bunu 3-4 gün içinde gelen 10'larca mail'den anlamış bulunuyorum.

    Yazı dizisi içinde zaman zaman anlatmaya çalıştığım kültürel hayatla ilgili sorular dönüp dolaştı Anamur halkoyunlarında kilitlendi...

    Halkoyunlarımızın güzellikleri de adeta dillere destan olmuş...

    Bunu da gelen maillerden anlıyorum.

    Yıllar yılı Anamur'un kültür hayatı, Anamur folkloru, Anamur halkoyunları ile ilgili gelen mail'ler üzerine ben de oturup Halkoyunlarımızın hikayelerini yazmaya başladım.

    Öyle ki; 2016 yılında Anamur halkoyunlarımızın hikayelerinden oluşan bir kitapçık yazıp,10 bin adet bastırıp dağıtımını yaptım.

    Şu anda istek çok, kitapçık yok...

    Aynı zamanda Milli Eğitim Bakanlığı müfettişlerinden sitemizin kurucusu sayın Çınar ARIKAN tarafından da Anamur Yollarının Hikayesi yazılmış, Anamur'la ilgili yazdığı YÖRÜK GÖÇÜ adlı kitabın içinde ve sitemizde yer almıştı.(bakınız:Anamurunsesi web sitesi)

    Geçtiğimiz aylarda bir televizyon kanalında Anamur’un tanıtımıyla ilgili bir program yayınlanmıştı.

    Programda sunucu bir konuşmacıya Anamur Yolları adı verilen Halk oyunumuzun hikayesini sormuştu.

    Konuşmacı bu soruya cevap vermemiş, soruyu geçiştirmiş ve izleyenleri hayal kırıklığına uğratmıştı.

    O günden buyana Anamur Yollarının hikayesini İnternet sitemizde yayınlamam için 10'larca mail almıştım.

    Genel istek üzerini yazı dizimizin bu bölümünde kitapçıkta yer alan ANAMUR YOLLARI adlı halkoyunumuzun hikayesini bir kültür hizmeti olarak birkaç bölüm halinde sizlerle de paylaşmak istiyorum.

    ANAMUR YOLLARI adlı Halkoyunumuzun hikayesi şu:

    *************************************

       (BİRİNCİ BÖLÜM)

    "Dudu gelin elindeki tokucak’la Kızılca köyünün 2 km uzağındaki bük'lere giden akarsuda yıkamakta olduğu çamaşırlara son vuruşunu yaparken karnında büyük bir ağrı hissetti.

    Taş üzerine yerleştirdiği çamaşırlara tokucakla bir daha bir daha vurmaya çalıştı. Tokucak indikçe karnındaki acıyı daha çok hissetmeye başladı. Çamaşır yıkamak için gelen komşu kızı Şaziye işini bitirmiş ve köye dönmüştü.

    Yapayalnızdı. Gün batmak üzereydi. Az ileride otlayan eşek de huysuzlanmış ön ayağının biriyle yeri eşeliyordu.

    Yıkadığı çamaşırlar, su ısıtmak için getirdiği kazan, deterjan yerine kullandığı pelit külü'nün arta kalanlarının bulunduğu kıl torba, çamaşır dövmek için getirdiği tokucak’ın eşeğe yüklenmesi gerekiyordu.

    Fakat kıpırdayamıyordu. Karnındaki ağrı kasıklarına kadar inmişti.

    Komşu kadın Nadire; "Sancın geldiği zaman haberimiz olsun" demişti. Acaba bu ağrı "sancı" mıydı? "Doğum sancısı" bu muydu?

    Kocası Musa Anamur'a çalışmaya gideli aylar olmuştu.

    “Ben gelinceye kadar doğum olmaz" demişti. Aynı ağrıyı bir gün önce de hissetmişti.

    İki büklüm bir halde zorla eşeğin palanını üzerine koydu. Kolanı iyice sıkıştırıp sıkıştırmadığını hatırlamıyordu bile... Kıldan yapılmış heybeyi palanın üzerine attı. Heybenin gözlerine çamaşırları doldurdu. Kazanı zorluklar içinde palanın üzerine yerleştirdi. Her iki kulpundan kolana bağcıklarla bağladı. Pelit külünün bulunduğu kıl torba ile tokucağı kazanın içine attı.

    Eşek önde, Dudu gelin arkada yola koyuldular.

    O gün ayın 14'ü idi. Eve vardıkları zaman neredeyse gecenin üçte biri bitmişti.

    Keçileri otlatan kayınbiraderi Salih ile oğlakları otlatan kaynanası Durdane Ana çoktan uyumuşlardı. Ocakta yanan odunların közü kalmış ve odayı hafifçe aydınlatıyordu.

    Durdane Ananın uykusu çok hafifti. Bir süre çamaşıra giden gelini Dudu'nun gelmesini beklemiş o gelmeyince bükten gelen gompillerden bir kaçını köz'e atmış oğlu Salih ile birlikte gompil ve ayranla karınlarını doyurmuşlardı.

    Dışardan duyduğu tıkırtı ile uyanan Durdane Ana Dudu'nun yardımına koşmuş, birlikte eşeğin yükünü indirmişler, ilerdeki ardıç ağacına eşeği bağlayıp içeri girmişti.

    Birde ne görsün?

    Dudu gelin yerde kıvranıyor, kayınbiraderi Salih'in sesini duymaması için ala yazmasının ucunu iki dişinin arasında sıktıkça sıkıyordu.

    Durdane Ana vaktin geldiğini hissetmiş ve önceden hazırladığı koyun yünü ve pamuk ipliğinden yapılmış ala kilimi, keçi kılından yapılmış çulun üzerine atmış, Dudu gelini üzerine yatırmıştı.

    Oğlu Salih'i uyandırmış, eline bir kıl çuval tutuşturmuş, yatması için evcik'in erzak deposuna göndermişti.

    Durdane Ana; Dereköy'e gelin olarak gönderdiği kızı Gülsüm ile komşusu Bekir Koca'nın oğlu Aptil'e verdiği Şaziye ve oğlu Salih'i doğurmuş fakat hiç çocuk doğumunda ebe olarak bulunmamıştı.

    Ancak keçileri otlatırken onların kuzlama'sına yardımcı olmuştu.

    Dudu gelin de hiç doğum yapmamıştı. Ama bir defasında oğlak güderken rastladığı komşu köyden Rahime Kadının anlattıklarını dinlemişti.

    Her şeyi anlamıştı ama göbek bağını kesme olayına akıl erdirememişti.

    Kaynana- gelin doğumun gerçekleşmesinden sonra göbek bağını da iki taşın arasında kesmişler, Dudu gelin derin bir uykuya dalmıştı.

    Rüyasında Anamur'a çalışmaya giden kocası Musa'yı görmüş bir erkek çocukları doğduğunu Musa'ya anlatmış oda "adını Ahmet koyalım" demişti. Uyandığı zaman Durdane Ana'ya rüyasını anlatmış böylece çocuğun adı da konmuştu; Ahmet ...

    Aynı günlerde Kızılca köyünün kuzeyinde bulunan bir Sayfant'ta gece yarısı yine bir hareketlilik gürünüyordu.

    Sayfant iki katlı idi alt katta hayvanların barınması için ahır bulunuyordu.

    Sayfant'ta dede Ese Dayı, karısı Sabahat, gelini Fatma, damat Sadık, Ese dayının üç torunu birlikte yaşıyorlardı.

    Sayfant'ın yatak odasında gelin Fatma doğum sancısı çekiyordu. Eşinin doğumunun yaklaştığını bilen Sadık doğum için halası Zehra'yı "ebe"lik yapması için getirmişti.

    Zehra'nın yardımı ile bir kız çocuğu dünyaya getiren Fatma; Dördüncü çocuklarının da kız olduğunu duyunca kocası Sadık'ın kendisine kızacağını hissetmiş ve saatlerce onun kapıdan görünmesini beklemişti.

    Fatma'nın Sadık'ı beklediği saatlerde Sadık eşinin bir kız çocuğu dünyaya getirdiğini duyunca onu tebrik bile etmeden, çocuğunun yüzünü bile görmeden yaya olarak çalışmaya gitmek üzere kayrak çakıllı yollardan Bozyazı kasabasına yönelmişti.

    "Adını Gülizar koyun" diyen dede Ese Dayı gelini Fatma'nın bir erkek çocuk dünyaya getirememesine hayıflanıyor, karısı Sabahat'a dert yanıyordu : “Biz yaşlandık Bük'te kim çalışacak? Gompil'leri kim çapalayacak? Değirmene kim gidecek? Anamur'a, Bozyazı'ya kim gidip şeker, pirinç, tütün getirecek? Diğer torunlar gibi bu da kız ... La havle vela kuvvete .. "

    Yeni doğan bebeğe Gülizar adını koymuşlardı.

    Ahmet yedi yaşına gelince elinde azık torbası, belinde keser, önünde 30 - 40 oğlakla o dağ senin bu dağ benim dercesine Kızılca köyünün doğusundan- batısına, güneyinden- kuzeyine basmadık yer bırakmamış; 15 yaşına gelinceye kadar hep keçileri ve oğlakları gütmek, anasına yardım etmekle günlerini geçirmişti.

    Amcası Salih evlenmiş başka bir eve taşınmıştı.

    Kocasını Yemen çöllerinde savaşta kaybeden ebe'si Durdane Ana artık yatalak şekilde evin bir köşesinde yatıyordu.

    Musa Anamur'dan geleli aylar olmuştu.

    Oğlu Ahmet'in genç bir delikanlı haline geldiğini görünce çalışmak üzere onu da Anamur'a götürmeyi planlamaktaydı.

    Çok değil iki yıl birlikte çalışsalar Sadık'ların evi gibi bir sayfant yaptırmayı ve evcik'ten kurtulmayı planlıyordu."

        (BİRİNCİ BÖLÜMÜN SONU)

       ****************************************

    Hikayemiz bugünlük bu kadar…

    Önümüzdeki bölümde İl olma çalışmalarına katkıda bulunmak amacıyla yazıp kitap halinde yayınladığım ANAMUR YÖRESEL HALK HİKAYELERİ içinde geçen ANAMUR YOLLARI hikayesini anlatmaya devam edeceğim.

    Hoşça kalınız.

          (devam edecek)

    gazi mert- www.anamurunsesi.com

 

Gazi MERT
Eğitimci/Yazar
g.mert33@hotmail.com

10/Şubat/2014 

 

    ANAMUR’UN İL OLMASIYLA İLGİLİ GÖRÜŞLERİNİZ İÇİN:

    E-posta: g.mert33@hotmail.com

    GSM: 0.505 5911345

    Mektup: Güzelyurt Mah. 19 Mayıs cad. No: 21 – ANAMUR

    Anamur'un İl olması konusunda daha geniş bilgi için bakınız: gazimert.com

Gazi MERT'in Yayımlanmış Yazıları

 

Gazi MERT'in İl Olma ile İlgili Yayımlanan Yazıları

 İL OLMA KONUSUNDA MERSİN MİLLETVEKİLİ ADAYLARINA ÇAĞRI VE ALINAN CEVAPLAR...

 

EĞİTİM YAZILARIMIZ

Web Counter

DEFA OKUNMUŞTUR

"Anamur'un ve Anamurluların Buluşma Adresi ve Gerçek Sesi..."
ANAMUR'UN SESİ
 
http://www.milliyet.com.tr/default.aspx?aType=YazarDetay&ArticleID=1020905

 
   

  Başa Dön 

Yazdır

 
 
 
Copyright © Tüm Hakları Saklıdır [Çınar Arıkan]