ANAMUR'UN SESİ
"Anamur'un ve Anamurluların Buluşma Adresi ve Gerçek Sesi..."
arama   site haritası
 

 

 

             ASKER TÜRKÜLERİ
              (Ben de gelecem)

    Şu Karadeniz türkülerimiz bir âlem. Aşkı sevdayı, hüznü, ayrılığı, kavuşmayı, hayata dair, türküye konu ne varsa onu dile getirmede onların üstlerine yok. Güldürürken üzmeyi, ağlatırken güldürmeyi nasıl başarırlar bilemem doğrusu. Her müzik parçası ilgimi çekmez, dinlemem de. “Kırkı çıkmış” rüştünü ispat etmiş türkü duydum mu da geçemem doğrusu. Sözünü edeceğim böyle değil ama

             05.03.2012 tarihinde anamurunsesi.com yazdı.

___________________________________________________________________________

                     ASKER TÜRKÜLERİ
             (Ben de gelecem)

    Şu Karadeniz türkülerimiz bir âlem. Aşkı sevdayı, hüznü, ayrılığı, kavuşmayı, hayata dair, türküye konu ne varsa onu dile getirmede onların üstlerine yok. Güldürürken üzmeyi, ağlatırken güldürmeyi nasıl başarırlar bilemem doğrusu. Her müzik parçası ilgimi çekmez, dinlemem de. “Kırkı çıkmış” rüştünü ispat etmiş türkü duydum mu da geçemem doğrusu. Sözünü edeceğim böyle değil ama. Bölge televizyon kanalının birinde bir türkü ilgimi çekiyor. Bakıyorum kayıtlara söz müzik: Nurettin BAY. Bir daha, bir daha dinlemek geliyor içimden. Bedellisi, vicdani retlisi, raporla çürüğe çıkartılmışı, kısa devre askerlik süsü verilmişiyle askerliğin sulandırılmaya çalışıldığı bir dönemde anlamlı bir türkü olmuş doğrusu.

    Ne operasyon yapılsa da “asker millet” olma özelliğinin bu milletten alınamayacağının o duygunun hep var olacağının bir güzel örneği. Sanat musikimizden destek alırsak;

    "Silemezler gönlünden -Türk milletinin- ne askerlik aşkını, ne türkülerini…”

    Başka da hangi millet var ki;

    Askerinin adını Peygamberinden alsın (Mehmetçik)
    Hücum sloganı “Allah...!Allah…!”
    Ocağın adı da “peygamber ocağı” olsun.
    “Asker millet” olmak böyle bir şey işte.

    Türkümüze dönersek, askerliği çatmış delikanlıyla onu gözünün önünden ayırmak istemeyen yavuklusu arasındaki duygu dile getirilmiş türkünün sözlerinde, saza dökülmüş sonra da.

    -Ben askere gidecem, ben askere gidecem.
    -Bende gelecem canım, bende gelecem
    -Sen orada nedecen, kız orada nedecen?
    -Soğan soyarım canım, soğan soyarım
     Çorba koyarım canım, çorba koyarım

     Devam ediyor…

    -Postal boyarım canım potin boyarım
    Yemek yaparım canım, yemek yaparım
    Nöbet tutarım canım, nöbet tutarım
    -Postal dikerim canım, mekik çekerim.

    Karadeniz yöremizden TRT arşivlerinde yer alan başka asker türküleri de var elbet. İbrahim CAN okur, severek dinlerdik mesela şu türküyü.

    Oy miralay miralay Askerin alay alay
    Al kızları askereAskerlik olsun kolay...

    Aslan yatağı boş kalmıyor görüldüğü gibi. Yenileri geliyor arkadan. Klipi de dolaşmakta sosyal paylaşım sitelerinde. Çocuklar çok sevmişler en çok da. Bu da bir başka sebep türküyü sevimli kılan.

    Anadolu’da insanı nazarında doğum, sünnet, askerlik, evlilik her birine bir “gediktir”.

    Son gedik “ölüm”.

    Önemli olan son gediğe gelene kadar ki sicil.

    Arkada bırakılan iz.

    Her yöremizin hayatın bu gediklerine dair kendine göre türküleri, ağıtları, manileri var elbette. Niyetler bir lisanlar mizaçlar muhtelif sadece. Başkentin şimdiki Belediye binasının olduğu yer otogardı bir zamanlar. Nelere tanıklık etti kim bilir? Dilleri olsa da konuşsa. Bir asker uğurlama izlemiştim mesela. Akraba-i taallukat halaya durmuşlardı asker namzetlerinin hatırına. Kadınlı erkekli bir istekle, bir iştahla oynuyorlardı ki gözlerimi ayıramadım, izledim sonuna kadar bu sözlü halayı. Erzurum Aşkale yöremize aitmiş açtım baktım öyle görülüyor kayıtlarda.

    O yaylalar yaylar Çimen bağladınız mı?
    Ben askere giderken Kızlar ağladınız mı?

    Kışla, askerlik, denir de “kışlalar” türküsü anılmaz mı hiç? Yöre Urfa. Kaynak kişi Hamza ŞENSES. Baştan sona dinleyebildiğim pek nadirdir bu türküyü. Göz pınarlarım müsaade etmez daha ilk mısradan. Adıyla özdeş türküyü bize sevdiren Muzaffer AKGÜN’E bin selam olsun.

    Kışlalar doldu bugün doldu boşaldı bugün
    Gel kardaş görüşelim, ayrılık oldu bugün
    Naçar elinden yar yar yar

    Geceler yârim oldu ağlamak karım oldu
    Her dertten yıkılmazdım sebebim zalim oldu
    Garib elinden yar yar yar

          ***

    “Gel tezkeresi” vardı bir de Esmeray’ın bir dönem türkü tadında. Çikolata renkli o sanatçımızı da kaybettik yakın zamanda.

    Gel tezkere, gel tezkere bitsin bu gurbet
    Evde baban anan yüzüne hasret
    Yolunu gözleyen yarin yüzüne hasret

     …...

    Bir yıl oldu davul zurna yolcu ettik seni
    Duvarın üstüne astık yırtık resmini
    Hiç gam yemem yaş dolsa da görür gözlerim
    Vatan borcu namus borcu derim beklerim

    Onlar türküleri yaşattılar, türküler de onları yaşatmakta şimdilerde. Öksüz kaldı “kışlalar”, “Gel tezkereler” ne çare ki. Hoş seda bıraktılar geride. Nur içinde yatsın ikisi de.

       ….

    Esat Kabaklı üstadın okuduğu bir türkü var bu cümleden yakın zamana ait. “Gömdüm oğul…”

    Esat Hoca bu parça için bir babanın “zulüm ediyor insana yahu” dediğini nakletmişti bir konuşmasında. Haksız mı? Hangi vicdan dayanır ki şu dizelere?

    Gömdüm oğul seni toprağa gömdüm
    Kanlı gözyaşımla pınara döndüm
    Tabutun üstünde dirildim öldüm
    Seni vuran eller kırılsın oğul,.

         ***

    Kışlaları dolaşıyoruz madem Yozgat yöresinin türkü klasiği “Asker yolu beklerimi” onunla özdeş Nida Tüfekçi hocayı rahmetle analım.

    Asker yolu beklerim, Günü güne eklerim.
    Sen git yârim talime de, Ben sılayı beklerim.

    Mendilimde tel oya, Gülmedim doya doya.
    Asker yolu beklerim de, Günleri saya saya.
     …

    Geçmiş zaman olur ki, hayali cihan değer. Bir defasında Nida TÜFEKÇİ, Yıldırım GÜRSES, Özdemir ERDOĞAN bir TV programında birlikte Türk müziğini konuşuyorlardı. Şu hikâyeyi anlatmıştı.

    Erzurumlu Hanım eşini işine göndermiş, evine dönmüş. Radyonun düğmesini çevirmiş bakmış beyinin pek sevdiği bir türkü çalmakta. Geri kapatmış hemen düğmeyi çevirmiş de. “Akşam herif dönsün de beraber dinlerik” diyerek.

    Türkü deyip geçmemeli. Cephe gerisinde milletin moral gücü onlar. Karadenizli kızımızın “ben de gelecem” demesinde bir gariplik yok.

    “Anca beraber kanca beraber. “

    Bu milletin hamuru birlikte yoğrulmuş yıllar yılı. Talihin cilvesi, bu coğrafyanın bir dayatması belki de. Ondan kaçış yok. Savaşta, barışta, askerlikte, sivilde… Kadın erkek yan yana kim ne dese de. Bakmayın siz “o şimdi asker, canı neler ister” türünden işin kimyasına ters lakırdılara. Ömürleri sabun köpüğü kadar onların.

    Ot kökünün üstünde biter.
    Millet yine o millet.
    Evlat da yine o evlat.

    Adı musikisiyle özdeş bir başka millet daha yok milletler âlemi içinde. Bir biz. “Türk, türkü, Türk

    “Askerlik yapmayanı adamdan saymadığı” müddetçe daha kaç kuşak adam eder bu millet.

    Dememiz o ki:

    “Çok kimse anlamaz eski musikimizden,
    Ve ondan anlamayan bir şey anlamaz bizden”

    Türkülerle kalın…

    Hoşça kalın…

 

 

Osman ERENALP
Ankara-05 Mart 2012
Tel-Cep: 0 505 663 1620

OSMAN ERENALP'İN 2011 YAZILARI İÇİN TIKLAYINIZ...

2012'DE YAYIMLANAN YENİ  YAZILAR

-İTİBARSIZLAŞTIRMA

-ASLİ KUSUR

-"ADANIN ALPERENİ”

-ŞEB-İ YELDA

 

  KÖŞE YAZILARIMIZ TOPLAM DEFA OKUNMUŞTUR...

______________________________________________________________

"Anamur'un ve Anamurluların Buluşma Adresi ve Gerçek Sesi..."
ANAMUR'UN SESİ  

 
   

  Başa Dön 

Yazdır

 
 
 
Copyright © Tüm Hakları Saklıdır [Çınar Arıkan]