ANAMUR'UN SESİ
"Anamur'un ve Anamurluların Buluşma Adresi ve Gerçek Sesi..."
arama   site haritası
 

 

 

   CETKODER GENEL BAŞKANI YAZIYOR...     

               Bende böyle bakıyorum…

    Öncelikle İzmirli kardeşlerime selam olsun. Çok güzel bir kutlama yaptılar.

    O PAK alınlarından öpüyorum.

    Bu arada, Afyon Valisi’nin hediye olayından sonra kesinlikle orada kalmasını doğru bulmuyorum. Kim ne derse desin, Sn. Valinin yeri artık değişmeli. Bu hareket hiç şık olmadı, milletimizde derin yaralar açtı. Ortamı gerdi.

    CHP'li Oran dün açıklama yaptı. Tüm gazetelerde vardı. 5 T dedi. Yani Turizm, Taşıt, Tarım, Tekstil ve Taşımacılık. Can çekişiyor, çok büyük arızalar var dedi. Çok doğru. Ben ülke geneli bu kesimin durumunu yakinen takip eden, izleyen bir insanım. Sn. umut Oran bu konuda doğru bir tespitte bulunuyor.

    Emekli Komutanlar konuşuyor. Adamlar görevde iken zaten konuşamazlar.

    Orda ayrı bir geleneğe sahip... TSK’ nın yönetmelikleri çok ağırdır.

    Emekli olmuş, bilgili, liyakat sahibi, ehliyet sahibi komutanlar kendi alanlarında fikir beyan edip, olayların eleştirilerini ve eksi artılarını söylüyorlar. Ordumuzun felç olduğunu, son 5 sene içinde ordumuzun çok yıpratıldığını, gereksiz yere insanların harcandığını, Ergenekon, Balyoz, Poyrazköy gibi davalarla üst kademenin yok edildiğini söylüyorlar. Bundan dolayı da zafiyet oluştuğunun altını çiziyorlar. Tabiatıyla bu söylemler çok olmasa da üç beş haber kuruluşunda yer buluyor. Bir iki gazete, iki üç internet sitesi… Bunların yazılmasından ve ortaya serilmesinden büyük rahatsızlık duyan Başbakanımız ise akşam haberlerinde dinliyoruz, ağzına ne geliyorsa söylüyor. Söyleyene, eleştirene, yazana, dile getirene ŞEREFSİZ diyor, alçaklar diye sesleniyor. Çok kızmış olabilir, kendince haklı olabilir, ama eleştiren, muhalefet eden, fikrini ortaya koyana şerefsiz deme hakkına sahip değil. Böyle bir üslup doğru değil. Üstelik Başbakanlık mertebesindeki kişiye hiç yakışmıyor.

    Bugün Devlet SURİYE olayına kitlendi, Van da ki depremzedelerin halini unuttu. Suriye’den gelenler el üstünde. Adamları yediriyor, içiriyor, besliyoruz. Adamlara 5 yıldızlı otellerde verilen yemekler ayarında yemekler veriyoruz. Bu yemekleri vermek için ihaleler açıyoruz. Özel firmalar giriyor ve trilyonlar akıyor. Yiyor, içiyor, bize çemkiriyorlar.

    APO gibi.. APO da İmralı da kebap yapıyor. Ama içimizdeki uzantıları halen rahat durmuyor. Her gün onlarca şehit veriyoruz. Evlat acısı nedir bilmeyenler, ahkâm kesiyorlar.

    İçimizde MİLLİYETÇİ- VATANSEVER- DEMOKRAT- DİNDAR geçinen kim varsa, eğer zengin ise ve üst makam sahibi ise, bu hasletleri unutuyor, çocuğunu askere göndermemek için her tür arayışa giriyor.

    Askere giden ve can verenlerin, ŞEHİT OLANLARIN yüzde 99,9 u fakir ve fukara ailelerin çocukları. Allah'tan korkun ya.

    Parası olan, gücü olan, arkası olan Askerlikten kaytarıyor. Olmayan ise, zorunlu askerlik yüzünden tıpış tıpış gidiyor. Kaldırın bakalım zorunlu askerliği, kim gider askere… Birbirimizi kandırmayalım.

    Gelinen noktada en milliyetçimiz bile oğlumu askere göndermeyeceğim diyor. Çünkü adaletsizlik, haksızlık var. Her alanda olduğu gibi…

    Devletin harcamalarına bakın. Müthiş bir israf, kirlilik, adaletsizlik, haksızlık söz konusu… Adam yeni il müdürü olmuş, şube müdürü olmuş, v.s… Makam odasında tüm büro malzemeleri ve tefrişat 1- 2 yıllık (kaldı ki eskiden 25- 30 yıl kullanırlardı) her şeyi baştan aşağı yeniliyor,

    yenisini aldırıyor. Kimin kesesinden? Devlet kesesinden. Hazineden. Bey tül maldan… Kimse bu tiplere ŞEREFSİZ DEMİYOR… Esas şerefsiz, namussuz, alçak, hain bunlar… Yani devlete zarar verenler. Resmi kurum ve kuruluşların hesaplarını incelesinler bakın bu tür harcamaları ne kadar sıklıkla yapmışlar görürler. Sn. Başbakan bunları görsün. Çünkü kendisi yırtınıyor, çaba sarf ediyor, bir şeyler yapacağım, hizmet edeceğim diye sağlığından olurken, kendisinin adı, ismi, nüfuzu, partisinin adı kullanılarak makama gelen bu israfçı, şaşacı, devletin kaynağını hor kullananları yakalasın ve temizlesin. Esas sıkıntı burada yatıyor. Devletin makam ve mevkilerine bir yolunu bulup gelen ve hak etmeyen tipler israfa yöneliyorlar, kaynakları hor kullanıyorlar. Ayrıca devlete zarar veriyorlar.

    Düşünün devletin polis memuruna, amiri, kendisinin köpeğini verip git bunun çişini yaptır gezdir getir diyor. Ardından memuruna ismi ile (Bünyamin) değil, kendisinin uydurma taktığı lakapla (Benjamin) hitap ediyor, memuru aşağılıyor (!)

    Bu amiri görevden alın bakalım, memuriyetten atın bakalım, bir daha böyle yapan olur mu? İbret olsun, yapın ve teşkilatta böyleleri ayıklansın.

    Bir başkası, ben valiyim diyor, oğlu için rektörden torpil istiyor, o rektörde yapıyor. Hak, hukuk ve adalet ülkemizde böyle tecelli ediyor (!)

    Meşhur davalarda içerde yatanların dosyalarını inceliyoruz. Silivri de yatanlar… Bunların dosyasındaki bilirkişi olarak adlandırılan polisler hep aynı polisler. Acaba tesadüf mü? O günün savcısı bu kişileri isim, isim yazarak istiyor ve görevlendiriyor. Her işte, her dosyada bunlar görevlendiriliyor. Ve ortaya raporlar çıkıyor. İddianamelere giriyor.

    Bu kişiler özenle, bilerek ve istenerek seçilen kişiler mi? Yoksa Gerçekten BİLİRKİŞİLER Mİ? Bilirkişilik müessesesini, adli yargı belirler. Bunları illerdeki yargı adalet komisyonları mı belirledi, kim belirledi? Ve neden hep aynı isimler?

    Tabi biz soruyoruz, şimdi bize de birileri ŞEREFSİZ diyordur. İade ederim. Biz sorarız, günü gelir, bu gün sorduklarımızı kapatan, örten, tozlu raflara çekenlerden hesabını birileri sorar. Hiçbir şey gizli ve saklı kalmaz. Elbet çıkar. Doğruluk sonsuzluğun güneşidir, er geç doğar.

    Biliyorsunuz kişilerin mahkemelerde ifade hürriyeti ve savunma hürriyeti vardır. Hakaret etmeden yapmak durumundalar. Veli Küçük 11 ay önce mahkemede ifade verirken bir takım iddialarını, ithamlarını ortaya koyuyor ve aleni savunmalar yapıyor. Duruyorlar şimdi adam hakkında mahkemeye hakaret etti, dilerek suç duyurusunda bulunuyorlar. Adam zaten içerde… Yatıyor. Mahkemede konuşmayacak ise, nerede konuşacak, kendini ifade edecek, fikrini söyleyecek (!)

    İşte böyle garipliklerin yaşandığı bir ortamda gelin gazetecilik yapın, arınızla namusunuzla eleştirin, olayları dile getirin. Çok zor. Alın elinize gazeteleri ve gezin internet haber partallarını, yıkama, yağlama, dallama, apış arası haberler okuyun. Memleketin gerçeğini, doğrusunu, yanlışını yazan kalmadı. Sıkıysa yazsınlar. Soluğu adliye de mahkeme koridorlarında alıyorlar. Bir zamanların deve dişi gibi adam dedikleri köşe yazarlarına bakıyorum da, eftik geftik konularla işleri geçiştiriyorlar. İnsan geçmişine saygı duyar. Eğer kalemine bulunduğun yerde ve konumda müdahale var ise, bu güne kadar kazandım, bundan sonra kaybedeyim der, kendi imkânlarınca halka doğruları aktarmaya çalışır. Bu erdemli olmanın, gururlu ve onurlu olmanın bir şeklidir. Hani nerede? Üç beş kişiyi geçmez. Allah sonumuzu hayretsin.

    Aklıma takılan önemli bir iddia var. Afyonda cephanelik sevkıyatı mı vardı? Özellikle de Suriye’ye… Orada muhaliflere büyük lojistik destek verildiği dillendiriliyor. Eğer öyle ise, bu çok üzüntü ve endişe verici bir durumdur.

    Ülkemizde Tarım ve Hayvancılık sektöründe büyük sıkıntılar var. İzmir ilimizde faaliyet gösteren Çiftçi platformu toplanıp seslerini duyurmak istiyorlar. Seslerini üç beş gazete ve internet sitesi dışında kimse duymuyor ve yayınlamıyor. Çünkü acı gerçekleri haykırıyorlar. Platform üyeleri Prof. Dr. Mustafa Kaymakçı önderliğinde “ meraların köylülere bırakılmasını, toprak reformunun yapılmasını, yem ofisleri kurulmasını ve desteklerin arttırılmasını” dile getiriyorlar. Daha çok şeyi dile getiriyorlar da, onların bu sesin tüm kamuoyuna duyuracak gazeteler, basın yayın organları işi görmezden geliyorlar. Yazarız da başımıza dert alırız düşüncesi ile görmüyor, duymuyor, bilmiyorlar (!)

    Birde şu HAK arayışçısı sendikalarımız var. Ne hikmet ise büyük bir sessizlik hâkim. Tıs yok. Ağızlarını bıçak açmıyor. Sağ sol, hangi yol olursa olsun, artık konuşmuyorlar. Suskunlar. Anlaşılan hallerinden çok memnunlar (!) Niye bu kadar sessizler doğrusu merak ediyorum. Demokratik kitle örgütü olarak bildiğimiz bu sendikalar demokrasi yerlerde çiğnenirken neredeler? Niye yoklar. Niye konuşmaz, eleştirmez, eylem yapmazlar?

    Baki Selam ve Dua ile.

 

 

MUSTAFA GÖKTAŞ
İKTİSATÇI
ÇEVRE VE TÜKETİCİ HAKLARINI KORUMA DERNEĞİ (ÇETKODER)
GENEL BAŞKANI
mustafagoktas006@gmail.com/11 Eylül 2012

__________________________________________________________________

                 YAZARIMIZ MUSTAFA GÖKTAŞ' IN SİTEMİZDE YAYIMLANAN YAZILARI                 

  

 

KÖŞE YAZILARI

Web Counter
Web Counter

DEFA OKUNMUŞTUR

"Anamur'un ve Anamurluların Buluşma Adresi ve Gerçek Sesi..."
ANAMUR'UN SESİ  

 
   

  Başa Dön 

Yazdır

 
 
 
Copyright © Tüm Hakları Saklıdır [Çınar Arıkan]