ANAMUR'UN SESİ
"Anamur'un ve Anamurluların Buluşma Adresi ve Gerçek Sesi..."
arama   site haritası
 

 

 

          Gelirinden fazlasını harcamayacaksın

    Türkiye İstatistik Kurumu tarafından dış ticaret rakamları açıklandı. 2010 ve 2011 yılında gerçekleşen rakamların birlikte kullanıldığı tabloya göre 2010 yılı ihracatı 113.883 milyon $, ithalatı ise 185.544 milyon $’dır. Yani yurtdışından aldığımız ürünlerin toplamı, sattığımız ürünlerin toplamından 71.661 milyon $ fazladır. 2011 yılında ihracat toplamı 134.954 milyon $, ithalat toplamı 240.833 milyon $ olmuş. Yani 2011 yılında dış ticaret açığımız 105.880 milyon $’a yükselmiştir.

          07/02/2012 tarihinde www.anamurunsesi.com  yazdı.

__________________________________________________________________

              Gelirinden fazlasını harcamayacaksın

    Türkiye İstatistik Kurumu tarafından dış ticaret rakamları açıklandı. 2010 ve 2011 yılında gerçekleşen rakamların birlikte kullanıldığı tabloya göre 2010 yılı ihracatı 113.883 milyon $, ithalatı ise 185.544 milyon $’dır. Yani yurtdışından aldığımız ürünlerin toplamı, sattığımız ürünlerin toplamından 71.661 milyon $ fazladır. 2011 yılında ihracat toplamı 134.954 milyon $, ithalat toplamı 240.833 milyon $ olmuş. Yani 2011 yılında dış ticaret açığımız 105.880 milyon $’a yükselmiştir.

    Yayınlanan aynı tabloda 2010 yılı Aralık ayı ile 2011 yılı Aralık ayı sonuçları da yayınlanmış. Tablodaki değerlere göre 2010 Aralığında 11,823 milyon dolar ihracat, 20,559 milyon $ ithalat gerçekleşmiş iken 2011 yılı Aralık ayında 12,484 milyon $ ihracat 20,590 milyon $ ithalat olmuş. 2010 yılı Aralık ayında dış ticaret açığı 8,736 milyon $, 2011 yılında 8,150 milyon $’dır.

    Sanırım bu rakamlar kafanızı karıştırdı. Konuyu daha basit bir örnekle açıklayalım. Küçük bir şirketiniz var. İş yapıyor, alıyor, satıyorsunuz. Ama o da ne her sene aldıklarınız, sattıklarınızdan fazla çıkıyor. Sattığınız malı yerine koymak için daha çok harcama yapıyor, harcama yapmak için eşe dosta, bankalara borçlanıyor karşılığında sahip olduğunuz bir şeyleri teminat gösteriyorsunuz. Teminat gösterdiğiniz şey bir araba olur, ev olur, arsa olur fark etmez.

    Kendi halinde bir ailesiniz. Bir durum tespiti yapalım. Aylık veya yıllık gelir durumunuz belli. Ama ortaya çıkan harcamalarınız gelirinizden çok fazla. Bu durumda ne yaparsınız? Çok basit, annenizden, babanızdan, yakınlarınızdan destek almaya çalışırsınız. Olmadı evdeki hanımın altın bilezik, kolye, gerdanlık ne varsa satılığa çıkarsınız. Bindiğiniz arabanız varsa onu satarsınız. Bütün bunlar mümkün değilse, tefeci veya bankaların kapısına dayanır kredi açmalarını istersiniz.

    Tefeci takımı ve bankalar böylesi durumlardan çok hoşlanırlar. Size aklınızdan bile geçiremeyeceğiniz kadar borç verir, kredi açarlar. Ama küçük bir şartları vardır. Elinizde paraya dönüşebilecek ne varsa teminat göstermeniz isterler. Bu aşama yapılacak fazla da bir şey yoktur. “Denize düşen yılına sarılırmış” misali bütün şartları boyun büker, kabul edersiniz.

    Harcamaya, gününü gün etmeye, yiyip içmeye devam edersiniz. Ama bir bakmışsınız ödeme günü gelmiş, borcu ödeyecek elde avuçta hiçbir şey kalmamış. Bir süre çare arar, bulamazsınız. Alacaklıya yalvar yakar borcun vadesini uzatmalarını rica edersiniz. Geri çevirmezler bir kere daha. Ama borç bu defa biraz daha katmerleşmiş, içinden çıkılmaz hale gelmiştir.

    Bir gün bakmışsınız, yine borcun vadesi gelmiş, yine ödeme yapılamamıştır. Hiç ummadık yer ve zamanlarda nazik telefonlar gelmeye başlamıştır. Bir süre sonra telefonlar küfürlere, tehditlere dönmeye başlar. Arkasından ödeme ihbar mektupları sökün eder. Alacaklıların tuttuğu avukatlar kapınızı çalmaya, tehditler savurmaya başlarlar. Davalar, mahkemeler, icralar peş peşe sıralanır. Ama yine de bir çıkış umudu yoktur.

    İşe gidip geldiğiniz arabanız bir trafik ihbarıyla bağlanmış, yediemin deposuna teslim edilmiştir. Oturduğunuz ev, ekip biçtiğiniz tarla, işinizin bir parçası makinelerinize el konulmuş veya icra yoluyla satışa çıkmıştır. Aradan geçen zaman içince eşiniz, çoluk çocuğunuz sizinle yollarını çoktan ayırmış, huzurunuz kalmamış, sağlığınız bozulmuş, sinirleriniz altüst olmuş, hayatınız kararmış, yaşamak haram olmuştur.

    İşte tam bu noktada yaşamakla yaşamamak arasında gidip gelirsiniz. Elbette her şeye rağmen yaşamak en güzeli. Ama bunun tersini tercih edenler oluyor ve işin günah olan tarafı bir yana yazık oluyor.

    Biliyorum, ele aldığımız konu içinizi kararttı. Ama günümüz insanın acı gerçeği bu. Elbette insanın içini karartacak böyle can sıkıcı şeylerden kurtulmanın yolları da var.
Ayağını yorganına göre uzatacaksın.

    Gelirin ne ise o kadarını harcayacaksın.

    Mümkün olabiliyorsa gelirinin bir kısmını ileride olabilecekler için bir köşeye saklayacaksın.

    Yani işin özünde tasarruf, tasarruf, tasarruf etmek var. 

 

 

Hüseyin ŞİNASİ
huseyinsinasi@gmail.com
Tel: 0505 5967372

Hüseyin ŞİNASİ'nin 2011'de Yayımlanmış Yazıları İçin TIKLAYINIZ...   

Hüseyin ŞİNASİ'nin 2012'de Yayımlanan Yazıları

Anamur'un ve Anamurluların Buluşma Adresi ve Gerçek Sesi..."
ANAMUR'UN SESİ

 
   

  Başa Dön 

Yazdır

 
 
 
Copyright © Tüm Hakları Saklıdır [Çınar Arıkan]