ANAMUR'UN SESİ
"Anamur'un ve Anamurluların Buluşma Adresi ve Gerçek Sesi..."
arama   site haritası
 

 

   
 

  "ÇETKODER GENEL BAŞKANI YAZIYOR"       

           Bayramın birinci ve ikinci günü

    Arayan arayana. Allah razı olsun. Allah kimseyi aranmayan kullardan etmesin. Ama bakıyorum, bu arayanların çoğu iyi gün dostu derler ya o cinsten. Alo diyor, hal, hatırdan sonra hemen istekler bölümü başlıyor. Hiç bitmiyor. Adımız başkan, soyadımız VER olmuş… Ver de, nasıl verirsen ver…

      18.11.2010 www.anamurunsesi.com yazdı.

____________________________________________________________________________

           Bayramın birinci ve ikinci günü

    Arayan arayana. Allah razı olsun. Allah kimseyi aranmayan kullardan etmesin. Ama bakıyorum, bu arayanların çoğu iyi gün dostu derler ya o cinsten. Alo diyor, hal, hatırdan sonra hemen istekler bölümü başlıyor. Hiç bitmiyor. Adımız başkan, soyadımız VER olmuş… Ver de, nasıl verirsen ver…

    Birde istekleri olmayınca esip gürleyen ileri geri konuşan, mesaj çekenler var.
İyi ki cep telefonu çıkmış, atıp tutan ve kendini bir şey sananın haddi hesabı yok.
Neyse… Kimselere yok sözümüz.. İman KURAN’DIR özümüz, bizim en güzel yönümüz, kardeşlik ve hoşgörümüz... Bu olanları hoş görüyoruz.

    Çünkü biliriz ki, Rahmet (رحمت) ile zahmet (زحمت) arasında bir nokta farkı vardır; Allah dilerse zahmetteki noktayı kaldırıverir....

    Son günlerde şahsıma aşırı derecede ‘Başkan artık aday olma vakti, çık vekil adayı ol’ gibi söylemler yapılıyor. Tabiatıyla bende bir kamuoyu yoklaması yaptırdım. İlerde bunu sizlerle paylaşacağım.

    Siyaset kolay iş değil. Yıllarca yaptık. Ve Çakalları, Aslan postunda gördük…   Siyasette samimiyetsiz ve kötü kalpli bir arkadaşın, vahşi bir hayvandan daha korkutucu olduğunu gördük ve yaşadık. Bilirsiniz vahşi bir hayvan, bedeninizi yaralayabilir, ama kötü kalpli bir arkadaş kalbinizi ve zihninizi yaralar..
    İşte siyasetin her yerinde bu türden insanlara rastlamak mümkündür.
O yüzden ben hep Allah’a yalvarmışımdır. Ya Rab! Körlük gözde kalsın, sağırlık kulakta... Dermansızlık dizde kalsın, sükûnet dudakta... Lakin yürek sağırlaşmasın, körleşmesin dermansız kalmasın ki seni duysun, sana koşsun çatlarcasına!

    Ya ağabey, sende burnunun dikine gidiyorsun, hiç eyvallah etmiyorsun…
    Hep böyle eleştirdiler.
    Ben böyleyim kardeş, el âlemin doğrusuna göre gidip tökezleyeceğime bildiğim gibi gider kaybederim! Ben bilirim ki, bir şeyi istemek, ona nail olmak demektir; zira Allahû Teâlâ kabul etmeyeceği duayı kuluna ettirmezmiş. Bizde çıktık bir alamete, gidiyoruz kıyamete (!) Hayırlısı…

    Bakın meşhur bir anlatım vardır:

    İyi yönetilmeyen idareler, Maymun dolu ağaçlara benzermiş. Kimi Maymunlar bir yolunu bulup ağacın yukarı dallarına çıkarlar. Kimileri ise aşağıda kalır. Ağacın tepesindeki maymunlar aşağı baktıklarında kendilerine gülümseyen ve bakan bir dizi Maymun görürler. Aşağıdakiler ise yukarıya bakarlar bir dizi popo görürler, başka bir şey göremezler (!)

    Ne diyor bir Âlim?

    Ey kendini bir şey sanan insan, Kafdağı kadar yüksekte olsan da, Kefene sığacak kadar küçüksün. UNUTMA: her şeyin bir hesabı var, üzdüğün kadar üzülürsün!
    Doğru… Hem de çok doğru…
    Siyasette Geçmişte Belde, Merkez ilçe başkanlıkları, Genel merkez yöneticilikleri ve Baş danışmanlık yapmış biri olarak çok ayak oyunu gördüm.
    Onun için karşıma çıkacak hiçbir şeye şaşırmam.
    Adam yanınızda yürür, bir başkasına çalışır.
    O yüzden biz çocuk değiliz ki, yarın ne oynayacağız, ona karar verecek de oynayacağız…
    Kocaman adamlar olduk.
    Yarın hayat bize hangi oyunu oynayacak bunu nereden bileceğiz.
    Bizden istemek, gayret sarf etmek, çabalamak, gerisi Allah’ın bileceği iş….
    Alnımıza yazılmışsa olacaktır.
    Değil ise ne yapsak boştur.
     Bayramın birinci gününde bu kadar.

               * * * * * * * * * * * * * * * * *

         Bayramın ikinci günü yaşadıklarımız

       DENİZ BAYKAL’A KULAK VERİN

    Sol’da acayip işler ve tezgâhlar dönüyor. Değerli kardeşlerim, siz Baykal’a kulak verin, onu iyi takip edin, izlemeye devam edin. Mümtaz Soysal’ın siyaseten yok edilmesinden sonra Baykal’ın başına çorap örülmesi boşuna değil. Sol’daki gelişmelere bakın, Sol’un nereye gittiğini, ülkenin nereye gittiğini kestirin. Kalkınma, büyüme, uçma, bunların hepsi hikâye. Gidişat iyi değil. Kılıçdaroğlu Barzani ile görüştü. Ne var bunda? Çok şey var. Bekleyin daha neler gelişecek ve şaşıracaksınız. Hazırlıklı olun. Ama gelin beni dinleyin, BAYKAL’A kulak verin, onu iyi anlayın, iyi değerlendirin. Ben naçizane bu kadar söyleyeceğim, gerisi sizin işiniz.

       BİRİ BAŞBAKAN DİĞERİ ANA MUHALEFETİN GENEL SEKRETERİ

    Hiç yakışık olmuyor. Başbakan’a da yakışmadı. Süheyl Batum’a da.. Arife günü Selimiye Cami’nin açılışı var. İş şov’a dönüşüyor. Siyasi malzeme oluyor. Orada söylenen, ifade edilenler, takınılan tavır ilgili ve yetkiliye yakışmıyor. Aynı şekilde bu gün CHP genel Sekreterinin de yaptığı yazılı açıklama hoş değil. Oy dilenciliği ne demek? Ayıp yahu. Zaten Sezen’e Sazan dediği gün kafamdan sildim ben Süheyl hoca’yı.. Başbakan’da artık biraz tevazu göstersin. Bu ne ya? Kibirle nereye varılır ya..

    Bakın size Sadi’den bir dini hikâye ile anlatayım…

    Bir bayram sabahı, Bayezid-i Bestami Hazretleri, hamama gitmiş, gusül abdesti almış, çıkmış.

    Sokakta giderken, dikkatsizlikle bir evden başına bir leğen kül dökmüşler.

    Sarığı sarı küle bulaşmış olduğu halde, elini yüzüne sürerek, Cenab-ı Hakka şükretmiş ve nefsine hitap ile: “Ey nefis! Ben ateşe lâyığım. Başıma kül döküldü, diye kızar mıyım?” demiş...

    Büyükler kendilerine bakmazlar.

    Büyüklük kendine makam vermek, yüksekten atıp tutmak değildir.

    Büyüklük kibirle olmaz.

    Tevazu, dereceni yükseltir; kibir, seni yere çalar, alçaltır.

        BÜLENT ERSOY VE DİVA MESELESİ

    Ben anlamıyorum. Siz anlıyorsanız, size helal olsun. Bizim ülke bu türden davranışları, söylemleri, icraatları nasıl kaldırır oldu, onu da çözemiyorum. Biz son 30 yılda nereden nereye geldik. Kuralı ve kutsalı olmayan bir toplum haline geldik. Sanatçı olabilir. Sesi mükemmel olabilir. Yorumu mükemmel olabilir. Ama topluma karşı böyle olmamalı. Üç dört gün önce sahnede “bu benim eski kocama, rahmetliye benziyor” diye bir laf söylüyor, o gece başkaca laflarda söylüyor.

    Sözde sahnede espri yapıyor. Bugün basına yansıyor, AKP li başkana hitaben farklı sözler. Elinde Rakı bardağı... Su gibi içiyor. Bardağı yere çalıyor ve kırıyor. Ağzında din iman, kuran, Allah… Olmuyor sn. Bülent Hanım. Olmuyor.. Hoş değil.. Size hiç yakışmıyor. DİVA olarak taçlandırılan bir insana bu hal ve tavırlar yakışmıyor. Bakın bir röportaj okudum. Sn. Yasemin Çongar’ın köşesine yansımıştı. Bir eşcinselin hayatı ve Gay olma üzerine. Orada serzenişte bulunan mağdur insan Bülent Ersoy için ona hakkımı helal etmiyorum diyor. Sebep? O zengin ve üst düzeyde. Bizlerin sorunu için tek bir hareket yapmıyor, kılını kıpırdatmıyor. Oysa içimizden çıktı oralara vardı gibi söylemler yapıyor. Haklı veya haksız onu tartışmıyorum. Ama garip değil mi? Şu çelişkiye bakın? Eğer müziğin DİVA’ sı olmuş isen o unvana layık hareket edeceksin. Yoksa kırıcı, üzücü, endişe verici oluyorsunuz.

    Yine bir dini hikâye ile bağlayalım isterseniz.

    Hz. Lokman güzel konuşan, hikmet sahibi bir insanmış.

    Davud Aleyhisselâm zamanında yaşamış.

    Siyah renkli bir köle idi…

    Bir gün Hz. Lokman’ın efendisi, bir koyun kesip en iyi iki parçasını kendisine getirmesini istemiş.

    O da kestiği koyunun dilini ve kalbinin kesip getirmiş.
    Sonra da bir koyun daha kesip en kötü iki parçasını atmasını istemiş.
    O da kestiği koyunun dilini ve kalbini koparıp atmış.

    Efendisi şaşırmış ve sebebini sorunca şöyle demiş:

    “İyi oldukları zaman dilden ve kalpten iyisi yok, kötü oldukları zaman da onlardan kötüsü yok!”

    Bilmem anlatabildim mi?

        MAKAM VE MEVKİ SAHİPLERİNE SESLENİYORUM

    Bayram boyunca fakirin fukaranın gönlünü alın. Gezmelerinizi ve ziyaretlerinizi bu uğurda çoğaltın. Körlerle sağırlar birbirini ağırlar misali resepsiyonlar, kutlamalar yapmayın. Çıkın makamlarınızdan ve konutlarınızdan varoşları gezin. Fakir semtleri gezin. Düşkünleri bulun buluşturun, hal hatır sorun. Millet ne yapıyor, nasıl geçiniyor, ne yiyip içiyor, halin nedir bunu gözlemleyin, izleyin, araştırın, ayaklarına gidin. Korkmayın küçülmezsiniz, ezilmezsiniz. Daha da büyürsünüz. Cancanlı giyinip sırıtarak ve onun bunun elini sıkarak bayramı geçirmeyin. Bu bayramda bari fakir fukara, şehit ailesi, düşkün olan, çaresizi bulun ve yardıma koşun.

    Bugünkü yazımı şöyle bağlayayım isterseniz.

    Peygamberimiz çok mütevazı bin insanmış.. Kendisini sahabelerden ayırt etmez, onlardan birisi gibi yaşarmış. Bir gün Peygamberimiz Sahabelerinden bir koyun kesip pişirmelerini istemiş.

    Sahabelerden birisi öne çıkmış: “Ya Resulullah, koyunu kesmek benim üzerime olsun” demiş.

    Bir başka sahabe; ”Yüzmesi de benim üzerime olsun” demiş. Kendi aralarında görev bölümü yapmışlar.

    Peygamberimiz de, “Odun toplamakta benim üzerime olsun” diyerek katılmak isteyince sahabeler buna razı olmak istememiş…

    “Ya Resulullah, biz sizin yapacağınız işi de hallederiz. Sizin çalışmanıza ihtiyaç yoktur” demişler.

    Bunun üzerine peygamberimiz eşsiz tevazuunu şöyle buyurmuş:

    ”Sizin benim işimi de göreceğinizi ve yeterli olacağınızı biliyorum, fakat ayrıcalıklı bir durumda bulunmaktan hoşlanmam. Çünkü Allah, kulunu Sahabeleri arasında ayrıcalıklı görmekten hoşlanmaz.”

    Kalın sağlıcakla.

    Selam ve dua ile.

 

MUSTAFA GÖKTAŞ
İKTİSATÇI
ÇEVRE VE TÜKETİCİ HAKLARINI KORUMA DERNEĞİ (ÇETKODER)
GENEL BAŞKANI
mustafagoktas006@gmail.com

*******************************************

 MUSTAFA GÖKTAŞ'ın Önceki Yazıları

  KÖŞE YAZILARIMIZ TOPLAM DEFA OKUNMUŞTUR...

_________________________________________________________________

"Anamur'un ve Anamurluların Buluşma Adresi ve Gerçek Sesi..."
ANAMUR'UN SESİ  

 
   

  Başa Dön 

Yazdır

 
 
 
Copyright © Tüm Hakları Saklıdır [Çınar Arıkan]