ANAMUR'UN SESİ
"Anamur'un ve Anamurluların Buluşma Adresi ve Gerçek Sesi..."
arama   site haritası
 

 

   
 

  "ÇETKODER GENEL BAŞKANI YAZIYOR"       

         Yarabbi, bu nasıl bir düzen?

     Ne yazarsak yazalım, ne dersek diyelim, YETKİLİSİ İLGİLİSİ oralı bile olmuyor

 Bizde ADALET Kurumu kaplumbağa hızı ile yol alıyor.

Allah büyük. İnancımız tam.

Bir gün gelecek ihmali görülen herkesten hesabı sorulacaktır.

Ben yazdıkça idari görevlerde olanlar bozuluyorlar.

Oysa bozulmayacaklar, doğruyu bulup çıkartacaklar.

      05.02.2011 www.anamurunsesi.com yazdı.

____________________________________________________________________________

          Yarabbi, bu nasıl bir düzen?

    Ne yazarsak yazalım, ne dersek diyelim, YETKİLİSİ İLGİLİSİ oralı bile olmuyor.

Bizde ADALET Kurumu kaplumbağa hızı ile yol alıyor.

Allah büyük. İnancımız tam.

Bir gün gelecek ihmali görülen herkesten hesabı sorulacaktır.

Ben yazdıkça idari görevlerde olanlar bozuluyorlar.

Oysa bozulmayacaklar, doğruyu bulup çıkartacaklar.

Doğrunun yanında yanlışın karşısında olacaklar ki, işler yürüsün.

Şimdiki idareciler bir tuhaf. Ben bilirim diyorlar burunlarından kıl aldırmıyorlar. Oysa istişare sünnettir. Akıl akıldan üstündür. Biliyorsan paylaşacak, bilmiyorsan soracaksın. Devlet işinde kibir, gurur, hasetlik, riya olmaz.  Tarafsız ve adil olacaksınız. Bakınız bir dini hikâyeyi aktarayım..

Hz. Ömer (r.a.) tayin ettiği valilerden biri, Cuma hutbesi esnasında Hz. Ömer’i  öyle över ki, bir Sahabe dayanamaz, kalkar, valiye müdahale edip, onu susturmaya çalışır. Namazdan sonra durum Hz. Ömer’e iletilir. Halifenin emriyle valiye karşı gelen adam yakalanıp bir suçlu gibi huzura götürülür. Suçlu kabul edilen Sahabe, Hz. Ömer’in huzuruna girince selam verir. Hz. Ömer (r.a.), hiddetinden selama mukabelede bulunmaz. Onu azarlar.

Bunun üzerine sahabe:

- Ya Ömer! Ben bir suç işlediysem, sen iki suç işledin, diyince hiddeti birden kaybolan Hz. Ömer (r.a.):

- Nedir benim o iki suçum?

— Allah’ın selamını verdim de çok hiddetlendiğin için mukabelede bulunmadın. Vacibi terk ettin. Bu bir. Suçluyu dinlemeden tek taraflı hüküm verdin. Bu da iki…

Hatasını anlayan Hz. Ömer (r.a.) olayı anlatmasını isteyince,

Sahabe:

- Tayin ettiğin vali, hutbede seni öyle övdü, öyle övdü ki bu söz, cemaatin üzerinde sanki fazilet yönünden senin Hz. Ebubekir'den daha üstün olduğun izlenimini bıraktı. İşte bu yanlış düşünceyi zihinlerden silmek için müdahale ettim. Hâlbuki sen fazilet yönünden Hz.Ebubekir'in yarısı kadarsın.

Hz. Ömer (r.a.)

- Neden?

Sahabe:

- Orduya yardım ediniz! Emri-i peygamberi karşısında sen servetinin yarısını getirmiştin. Hz.Ebubekir ise servetinin tamamını getirmiş ve Ashabın gözlerini yaşartmıştı.

Bunun üzerine Hz. Ömer (r.a.), o zattan özür dileyip dua istedi ve onu serbest bıraktı. Böyle konuşan valiyi ise hemen görevden azletti.

Devlet idaresindeki inceliği, adalet ve hakkaniyeti görüyor musunuz?

Şimdikilere bir karşı gelin, yâda fikir beyan edin, yerden yere vururlar, olmayacak iftiraya uğrarsınız.

Hele ki iş bilen, iş üreten, devlet ve millet için gayret sarf eden biri iseniz, başınıza gelmeyen kalmaz.

Bu mu Hz. Ömer adaleti, bu mu hak ve hukuk kavramı?

Yazık günah…

Ben Mersin Bölgesel kanalı olan KANAL 2000 TV ekranında her Cumartesi saat 13.oo da canlı olarak halka 1,5 saat sesleniyorum.

Ülkemizin ekonomik, doğal, sosyal olaylarını sade bir dille halka aktarıyorum. O saatte Yöre halkı ekrana kitleniyor. İnanın canlı telefon bağlantısından artık konuşamaz hale geliyorum. Topluma, insanlığa bir şeyler vermenin mutluluğunu yaşıyorum. Tabi bu arada dönen yolsuzluk, ahlaksızlık, vicdansızlıkları da dile getiriyorum.

Bu nedenle Zaman zaman kışkırtıcı, tahrik edici, laf taşıyan telefonlar alıyorum.

         Önemsemiyorum. Benim ne söylediğimi, ne anlatmak istediğimi öğrenmek ve bilmek isterseniz ekrana geçer bizzat izlersiniz. Onun bunun lafı ile yorum yapmayınız.

Program Cumartesi öğlen saat 13.oo da CANLI, aynı gün akşam 21,30 dan sonra tekrar, ertesi günü Pazar günü yani, saat sabah 10.oo da, Hafta içi Perşembe günü gece 22.oo da tekraren verilmekte. TV yi canlı olarak www.kanal2000.com.tr adresinden CANLI İZLE butonuna basarak internet ortamından da izleyebilirsiniz.

Neyse şu tahrik eden, laf taşıyanlar Hasan Basri Hazretlerinden cevap vereyim.

“İçinde tutsana!”

Adamın biri Hasan-ı Basri hazretlerine gelir. 'Biliyor musunuz der, filanca sizin hakkınızda olmayacak şeyler söylüyor?

—Nerden biliyorsun?

—Kulaklarımla duydum.

—Nerede?

—Fitnecinin evinde

—Orada ne arıyordun?

—Ziyafete gitmiştim.

—Peki, neler ikram etti?

—Çorba, börek, pilav, tatlı, dolmalar, köfteler, meyveler, şerbetler... Bir sürü şeyler işte.

Bunu üzerine Hasan-ı Basri hazretleri,

Bütün bunları içinde tutuyorsun da o üç beş kelimeyi niye tutamıyorsun? Der.

Bilmem anlatabildim mi?

Sizden arkadan söylenenleri, konuşulanları ilgilisine taşımayın. Laf taşımak kadar PİS bir iş yoktur.

Herkesi memnun etmek mümkün değildir. Ancak adil ve hakkaniyetli olmak durumundayız. Gerisi Yüce Allah’ın takdiridir. Toplumun ne diyeceğini düşünerek hareket ederseniz işin içinden çıkamazsınız. Hak ve Adalet kavramını çiğnemeden hizmete devam edeceksiniz.  

Bakınız halife Hz.Ömer devrinde bir olay gelişir. O dönemde bir hâkimin halka göre 4 suçu nedir?

Hz.Ömer’in tavrı nedir?

“Hakimin dört suçu”

Hazreti Ömer Radıyallahü Anh, hilafeti zamanında Hımıs ileri gelenlerine bir mektup yazıp çevredeki fakirlerin kendisine bildirilmesini isteyerek yardım edeceğini bildirir.

Hımıs'lılar Şam ve civarında bulunan fakirlerin bir listesini Halife Hazreti Ömer'e arz ederler.

Hazreti Ömer (R.A.) gelen listeyi açıp baktığında listenin başında kadı olarak tayin ettiği Sa'd bin Amir'in ismini görünce listeyi getirenlere hâkiminin malî durumunu sorar..

Onlar: — Hâkimimiz hakikaten gayet fakirdir. Çünkü rüşvet olacağı korkusundan, en küçük bir hediyemizi bile kabul etmiyor, derler.

Bu sözler Halife Ömer'in çok hoşuna gider:

— Allah’tan bu kadar korkan hâkiminizin hoşunuza gitmeyen tarafları da vardır herhalde... Der.

Onlar: Hâkimlerinden şikâyetlerinin de olduğunu ve bazı hallerinden hiç memnun olmadıklarını söyleyerek kusurlarını şöyle sıralarlar:

1 - Hâkimimiz vazifesine her zaman sabah namazından sonra başlaması lâzım geldiği halde kuşluk vakti vazifesinin başına gelir.

2 - Hâkimimizi hiç bir gece aramızda görmüyoruz. O hep kendi başına evine çekilir halkla münasebet kurmaz.

3 - Hele haftada bir gün, evinden dışarı bile çıkmaz, kapısını arkasından sürgüleyip içerden ses bile vermez.

4 - O'nun şahid olduğu bir hadise vardır. O hadise aklına geldiği zaman baygınlık gelir ve üzüntüsünden hastalanır. O hadise ise Eshaptan Hubeyb'in öldürülmesidir, derler.

Hımıslıların şikâyetlerini sonuna kadar dinleyen Hazreti Ömer, onlara bir kısım erzak ve giyecek vererek gönderir.

Hâkim Sa'd bin Amir'i de kusurlarının sebebini öğrenmek üzere huzuruna davet eder.

Hâkim, Hazreti Ömer'in huzuruna geldiğinde, Halife O'na Hımıslıların bazı şikâyetleri olduğunu söyleyerek ondan bu aktarılan dört kusurunun sebebini sorar.

O, bu dört hatasını şöyle izah eder:

Birinci kusurum; ailem hasta olduğundan evin bütün işlerini bizzat kendim görüyorum ve bu sebepten vazifemin başına ancak kuşluk vakti gelebiliyorum,

İkincisi ise; gündüzleri halk için vazife gören bir kimsenin gece olunca Hak için vazife görmesine müsaade edersiniz her halde. Ben akşam olunca gün boyu yaptığım işlerin muhasebesini yapıyor acaba yaptığım işlerde bir kusurum var mı diye onu tetkik ediyorum.

Üçüncüsü ise; sırtımdakinden başka giyecek elbisem yoktur. Haftada bir gün giydiğim çamaşırlarımı yıkıyor temizlik işleri ile meşgul oluyorum. Hatta evimde bile üzerime alacak bir elbisem olmadığından yıkadığım çamaşırlarım kuruyuncaya kadar hiçbir kimseyi görüşmeye bile kabul edemiyorum.

Dördüncüsü ise; Hubeyb'in şehid edilmesini hatırlayınca bayıldığım ise doğrudur. Çünkü müşrikler Hubeyb'i asarlarken ben yanlarında idim. Belki mani olabilirdim, ama o zaman İslâm la müşerref olmamıştım, sadece hadiseye seyirci kaldım. İşte bu hadise aklıma geldikçe kendimi tutamıyor mes'uliyetinden korktuğum için bayılıyorum, hastalanıyorum, diye sayarak dört kusurunu da Halife Ömer'e izah eder.

Sa'd bin Amir'in (R.A.) bu izahatı karşısında gözyaşlarını tutamayan Halife çok memnun olur ve ondan sonra Sad'ı hatırladıkça ağlar «Ah Sa'd ah Allah korkusu seni ne kadar yüceltmiş» der onunla iftihar eder.

İşte görüyorsunuz. Birde etrafınızdaki şimdiki idarecilere bir bakın kararı siz verin.

Bu günlük de bu kadar.

Selam ve dua ile.

 

MUSTAFA GÖKTAŞ
İKTİSATÇI
ÇEVRE VE TÜKETİCİ HAKLARINI KORUMA DERNEĞİ (ÇETKODER)
GENEL BAŞKANI
mustafagoktas006@g

*******************************************

 MUSTAFA GÖKTAŞ'ın Önceki Yazıları

  KÖŞE YAZILARIMIZ TOPLAM DEFA OKUNMUŞTUR...

_________________________________________________________________

"Anamur'un ve Anamurluların Buluşma Adresi ve Gerçek Sesi..."
ANAMUR'UN SESİ  

 
   

  Başa Dön 

Yazdır

 
 
 
Copyright © Tüm Hakları Saklıdır [Çınar Arıkan]