ANAMUR'UN SESİ
"Anamur'un ve Anamurluların Buluşma Adresi ve Gerçek Sesi..."
arama   site haritası
 

 

 
  BABUTSANIN DİKENİ 

       PAŞALAR VE ZAFER ÜZERİNE

13 gün ve 6 Paşa'nın hikayesi öncelikle. Tarih 30 Ekim 1918; Mondros Mütarekesi denilen Osmanlı İmparatorluğu'nu fiilen tarih sayfalarına gömecek anlaşma Rauf Orbay tarafından Limni adasında demirlemiş Agamemnon gemisinde imzalanır ve Rauf Bey bu sevinçli haberi büyük bir coşkuyla sadrazamına bildirir. Hemen bir gün sonrasında ati (gelecek) beklentileri çok sarsıcı ve üzücü bir şekilde Anadolu sınırları dışında sonlanacak Cemal Paşa, Talat Paşa ve Enver Paşa bir Alman denizaltısıyla bu toprakları en hafif deyimiyle terk ederler.

               24.08.2013'de anamurunsesi.com yazdı.

_________________________________________________________________________

      PAŞALAR VE ZAFER ÜZERİNE

13 gün ve 6 Paşa'nın hikayesi öncelikle. Tarih 30 Ekim 1918; Mondros Mütarekesi denilen Osmanlı İmparatorluğu'nu fiilen tarih sayfalarına gömecek anlaşma Rauf Orbay tarafından Limni adasında demirlemiş Agamemnon gemisinde imzalanır ve Rauf Bey bu sevinçli haberi büyük bir coşkuyla sadrazamına bildirir. Hemen bir gün sonrasında ati (gelecek) beklentileri çok sarsıcı ve üzücü bir şekilde Anadolu sınırları dışında sonlanacak Cemal Paşa, Talat Paşa ve Enver Paşa bir Alman denizaltısıyla bu toprakları en hafif deyimiyle terk ederler.

Tarih 3 Kasım 1918, yani Mondros'tan 3 gün sonrası. Musul hala Osmanlının elindedir ve savaşa girmemiş, donanımlı ve dinamik yaklaşık 6.000 kişilik bir askeri güç vardır o bölgede. Komutanı da Ali İhsan Sabis Paşa'dır ve bu muhterem paşa tek bir mermi atmadan İngiliz'in ince zekasına kanarak bugün Lozan'da verdik-vermedik tartışması yapılan Lozan'ı İngiliz askerlerine verip kös kös geri döner. 3 cilt anılarını yazan Sabis Paşa nedense anılarında bu olaydan hiç bahsetmez. Tarihimizin bir utanç sayfası ama daha kötüsü de var. Aynı gün bir diğer Osmanlı paşası ve Sadrazam (yani Osmanlı Başbakanı) Ahmet İzzet Paşa ise İstanbul'da Boğaz'a karşı tavşankanı çayını yudumlarken savaşın içinden gelmiş bir başka Osmanlı paşası kendisine Adana telgrafhanesinden mesaj atar ve "İskenderun'u İngilizlere vermeyelim. Gün gelecek bu toprakları İngilizlerle Fransızlar üleşecekler. Varsın askeri terhis edin ve benim de rütbelerimi sökün ama birkaç askerimle savaşmama müsaade edin. Kilikya bizim için hayati önem taşıyor." dediğinde "Kilikya neresi?" diye soracak ve cumhuriyeti kuracak paşanın yaveri Cevat Abbas'ın anılarında belirttiği üzere "Paşam hiç tepki vermedi; ancak gözlerinde 'Kilikya'yı bilmeyen geri zekalı' ifadesini gördüm." diyecektir. Aynı Ahmet İzzet Paşa "İngiliz askerleri ateş açsalar dahi mukavemet gösterilmeyecek." dediğinden İskenderun neredeyse 5-6 İngiliz askeri tarafından güle oynaya teslim alınacaktır. Alın size bir utanç sayfası daha.

Feryadım başlıklı dev bir anı kitabı yazan Ahmet İzzet Paşa'nın anılarında da ilginçtir ki bu yaşanılanlar yoktur. Öte yandan "Varsın rütbelerim sökülsün memleket uğrunda." diyen Paşa ise bu olaydan 10 gün sonra, yani 13 Kasım 1918 günü Üsküdar'dan bindiği tekne işgal güçlerinin binlerce ton ağırlığında dev savaş gemilerinin arasından geçerken yaveri Yzb. Cevat Abbas'a dönüp "Geldikleri gibi giderler." diyecek ve bir kere daha tarihe geçecektir. Çünkü o uzun mücadeleler sonrası Türk milletinin Ata Türk'ü olacak olan Mustafa Kemal Paşa'dır. Alın size 6 Osmanlı paşası ve değerlendirin bakalım Orhan Veli'nin söylediği gibi "Neler yapmadık bu vatan için? Kimimiz öldük, kimimiz nutuk söyledik." dizelerini. 1579'da Sokollu'nun ölümüyle tepetaklak giden ve 1915 Çanakkale'ye kadar 336 yıl boyunca girdiği bütün savaşlardan boynu bükük, gönlü kırık çıkan Türk milletinin o makus talihini değiştiren büyük insandır Mustafa Kemal. Fahir Armaoğlu'nun ifadesiyle 30 Ekim 1918 günü ölüm fermanı imzalanan ve aç kurtların parçalamak üzere saldırdığı bir leşten farkı kalmayan bu topraklarda küllerinden yeniden doğan Türk mucizesidir o.

19 Mayıs 1919 günü Samsun'a giderken vicdanında milli bir sır olarak sakladığı, en yakınındaki Hüsrev Gerede gibi kahramanların bile neyle karşılaşacaklarını bilmedikleri için "Biz ne olacağız?" kaygısına düştükleri bilinmezler deryasında bir ümit ışığıdır o. 6/7 Temmuz 1919 günü askerlikten ayrılması ve ferd-i mücahit olarak göreve devam etmesi ise kararlılıklar zincirinin binlerce halkasından sadece birisidir. Avrupalıların "Out of nothing", yani neredeyse imkansızı başardığını belirttikleri, 25 Mayıs 1919 günü savaş yorgunu, kan ve can vergisi ödemekten harap ve bitap düşmüş Anadolu köylüsünün "Ahan da benim yurdum da, vatanım da burasıdır." diyerek işaret ettiği karasabanın ucundan "millet" olmaya giden zorlu bir yolculuktur onun adı. Kastamonu'da Ersizler köyünün yiğitleri, Ankara'nın Seymenleri, Sivas'ın Yiğidoları, Erzurum'un Dadaşları, Ege'nin cesur Efeleri, Torosların yiğit Yörükleri, Giresun'un Gakkoşları onun ardına boşuna takılmamışlardır.

Kahvemi Ankara'da içeceğim." diyen Yunan Kralı yanında Anadolu coğrafyasını menfaat çakışması çerçevesinde paramparça eden sömürgeci dünya düzenine karşı koyan devrimci başkaldırışın da sembolüdür o. "Size taarruzu emretmiyorum, ölmeyi emrediyorum." diyerek dünya savaş tarihine giren strateji dehası bir askerin amansız düşmanı Trikopis'i saygıyla karşılaması, ayaklarına serilen Yunan bayrağını "Bayrak bir ulusun timsalidir. Düşman bayrağı da olsa yerlerde sürünmemelidir." demesiyle asil bir ruhun göstergesidir o. O farklıdır ve öyle olunca da "Not only belonging to Turks, but also to all the humanity/sadece Türklere değil, bütün insanlığa ait olan Atatürk" oluverir mazlum devletlerin yüreğinde. Bu asil ruh halidir 30 Ağustos'ta zaferi getiren ve 9 Eylül 1922 günü 3 yıl, 4 ay ve 20 gün devam etmiş Milli Mücadele sürecini zaferle taçlandıran. Avrupa'nın Hasta Adam aşağılamasından, cehaletten, aymazlıktan, eşraf, ayan, ulema ve mütehayyızan dörtlüsünün "kin, taassup, hıyanet ve cehalet" girdabına düşmekten yurdumu ve yurdum insanını çekip alan çağdaş düşünce yapısıdır o. Akıldır, ilimdir, bilimdir, en hakiki yol göstericidir. Kıymetini bilenlere ve idrak edenlere kutlu olsun.


"Dağlarda tek
tek
ateşler yanıyordu
Ve yıldızlar öyle ışıltılı, öyle ferahtılar ki
şayak kalpaklı adam
nasıl ve ne zaman geleceğini bilmeden
güzel, rahat günlere inanıyordu
ve gülen bıyıklarıyla duruyordu ki mavzerinin yanında
birdenbire beş adım sağında onu gördü.
Paşalar onun arkasındaydılar.
O, saati sordu.
Paşalar "Üç." dediler.
Sarışın bir kurda benziyordu.
Ve mavi gözleri çakmak çakmaktı.
Yürüdü uçurumun başına kadar,
eğildi, durdu.
Bıraksalar
ince, uzun bacakları üstünde yaylanarak
ve karanlıkta akan bir yıldız gibi kayarak
Kocatepe'den Afyon ovasına atlayacaktı."

 
Doç. Dr. Ulvi KESER

 

 Doç. Dr. Ulvi KESER
  Atılım Üniversitesi
ulvi.keser@gmail.com

Doç. Dr. Ulvi KESER'in Sitemizde Yayımlanan Yazıları

-MEMELEKETİN HALLERİ

-BAYRAM; SESSİZ SEDASIZ

-KKTC’DE TOZ DUMAN ARASINDA

-KADINLAR; BİZİM KADINLARIMIZ

-SAİT MOLLA, KIBRIS, GAFLET VE HEYET-İ NASİHALAR

-KUZEY KIBRIS TÜRK CUMHURİYETİ’NDE AYRI DÜNYALARIN İNSANLARI

-MİLLİ MÜCADELENİN ÖNSÖZÜ ÇANAKKALE

-KIBRIS, KIBRISLILIK VE KIBRIS TÜRKLERİ ÜZERİNE-I

-KIBRIS, KIBRISLILIK VE KIBRIS TÜRKLERİ ÜZERİNE-II

-KIBRIS’TA 27–28 OCAK’I UNUTMAMAK

-KIBRIS’TA TOPRAĞI VATAN YAPAN BİR YİĞİT; RAUF R. DENKTAŞ

-ADANIN KADERİ VE ANAVATAN TÜRKİYE

-UÇAK GEMİSİ KIBRIS VE AKDENİZ ÜZERİNE

-SURİYE’YLE SAVAŞALIM AMA…

-KIBRIS’TA ADAM OLMAK

-ÇAĞLAYAN’DA ÇADIR TİYATROSU

-HİSSELİ KKTC KUMPANYASI

-6/7 EYLÜL VE KIBRIS

-KIBRIS'TA SONA DOĞRU MU?

-KORE’DEN KIBRIS’A 3 İNSAN–3 ANI

-TMT'NİN BOZKURTU ALİ RIZA VURUŞKAN

-28 OCAK VE GENERAL GRİVAS ÜZERİNE

-SON KUVAYI MİLLİYECİ ; RAUF RAİF DENKTAŞ

-FRANSIZ KALMAK VE DÜNDEN BUGÜNE TÜRK-FRANSIZ İLİŞKİLERİ

-EMİŞ ÖĞRETMENİM

-AKDENİZ’DE SUNİ VE TEHLİKELİ GERİLİM SENARYOLARI

-SARI ÖKÜZ VE UYUYALIM BAKALIM

-TÜRKİYE’DE KKTC YILI VE ANAMUR

-MİLLETİN DOKUSU ZEDELENİRKEN

-BURSA’DAN BİLECİK’E YURDUM GÜZELLİKLERİ VE MİNARESİZ CAMİLER

-BİZİM DENİZ VE OLUP BİTENLER-1

-BİZİM DENİZ VE OLUP BİTENLER-2

-KIBRIS’TA AKLISELİM HIRPALANIRKEN

-BARRA BE GARDAŞ-I

KIBRIS TÜRKLERİ GERÇEKTEN BESLEME Mİ?-II

-KIBRIS’TA 27–28 OCAK’I UNUTMAMAK

-BİZ NEDEN YAPMAYALIM?

-MERAK BU YA!

-KÖY ENSTİTÜLERİNDE HALKBİLİM, KÜLTÜR VE SANAT ÇALIŞMALARI-1(Üstteki Yazının 1. Bölümü)

-KÖY ENSTİTÜLERİNDE  KÜLTÜREL ZENGİNLİKLERİN FARKINA VARILMASI-2 (Üstteki Yazının 2. Bölümü)

-HASANOĞLAN KÖY ENSTİTÜLERİ DERGİSİ VE YAPILAN ÇALIŞMALAR-3 (Üstteki Yazının 3.bölümü)

-KÖY ENSTİTÜLERİNDE  KÜLTÜR SANAT ÇALIŞMALARI-4-SON(Yazının4. ve son bölümü)

-YAHUDİ KÜRT DEVLETİ, AKDENİZ’DE CLUB MED PROJESİ VE KIBRIS-1

-YAHUDİ KÜRT DEVLETİ, AKDENİZ’DE CLUB MED PROJESİ VE KIBRIS-2

-BİR AYDINLANMA MODELİ VE KÜLTÜR İNSANI, ÖĞRETMEN, ŞAİR, EDEBİYATÇI HAZIM ZEYREK

-ÖZGÜRLÜK VE ŞEREF ÜZERİNE

-KASABALI LORCA; A.KADİR BULUT, AKDENİZ VE AKDENİZLİLİK

-SİZ HAYIR DEMEZ MİSİNİZ?

-HANGİSİ YUNAN GÂVURU?

-MUSTAFA NECATİ, HÜSEYİN VE NİMET

-MEVKİ, MAKAM VE BOŞ ADAMLAR

-20 TEMMUZ’UN 36. YILINDA KIBRIS VE KIBRIS TÜRKLERİ ÜZERİNE

-EĞER SİZ, BİR KADIN VE BİR ADAM!

-İKİNCİ ULUSLARARASI KIBRIS SEMPOZYUMU 21–23 EKİM 2010

-İSRAİL, İSKENDERUN VE GAFLET

-SEÇİM SÜRECİNDE KIBRIS ADASINDA İÇ VE DIŞ DİNAMİKLER

-BİR BİLİMSEL GÜZELLİĞİN ARDINDAN-I

-BİR BİLİMSEL GÜZELLİĞİN ARDINDAN-2

-KIBRIS’TA TARAF OLMAK

-BOZKURT’UN ALEV’İ; KARADENİZ’İN KAHRAMAN EVLADI AHMET OĞUZ KOTOĞLU

-DEMOKRASİ VE ŞEHİRLEŞEMEME

-AYDINLANMADAN KARANLIĞA KOŞAR ADIM

-TMT BAYRAKTARI ALİRIZA VURUŞKAN (Kod Adı:BOZKURT)

-SİZ HİÇ...

-TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİ KAPATILMALIDIR

-SEFERBERLİK TETKİK KURULU NEDİR NE DEĞİLDİR?

-EĞER YAPACAKSANIZ AÇILIM NASIL OLMALI?

-MEMLEKETİMİN HALLERİ

-EĞER…! 

-Sayın Mehmet Ali TALAT'a Açık Mektup

-MALAMAT MAÇÇARİS OLMAK BAŞKA NASIL OLUR Kİ?

-KÖYLÜ KIZI ADALET Mİ ADALET TANRIÇASI THEMİS Mİ?

-PORSELEN DÜKKÂNINDA OYNAYAN FİLLER

-MAGAZİN KÜLTÜRÜ İLE DIŞ POLİTİKA

-KOSOVA PENCERESİNDEN KIBRIS VE TÜRKİYE’YE BAKIŞ-(1.YAZI)

-KOSOVA PENCERESİNDEN KIBRIS VE TÜRKİYE’YE BAKIŞ -(2.YAZI)

-KOSOVA PENCERESİNDEN KIBRIS VE TÜRKİYE’YE BAKIŞ -(3.YAZI)

-KIBRIS'TA KAHRAMAN BİR TÜRK KADINI

-AYŞE TATİLE ÇIKSIN; KIBRIS, ANAMUR VE DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ   

-ANAMUR'UN SESİ RADYOSU, GERİDE KALANLAR VE DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ

-RUMLAR VE YUNANLILARA NE YAPTIK, ONLAR NE YAPTILAR?

-BABUTSA İLE BAŞLARKEN

-1955-1974 DÖNEMİ KIBRIS SORUNUNDA MERSİN VE ANAMUR’UN STRATEJİK POZİSYONU

-20 TEMMUZ VE FIRTINADAN ÖNCEKİ SESSİZLİK

  KÖŞE YAZILARIMIZ TOPLAM Web CounterDEFA OKUNMUŞTUR

"Anamur'un ve Anamurluların Buluşma Adresi ve Gerçek Sesi..."
ANAMUR'UN SESİ  

 
   

  Başa Dön 

Yazdır

 
 
 
Copyright © Tüm Hakları Saklıdır [Çınar Arıkan]