|
BERAT KANDİLİ
ARINMA
GECESİ
Arınma
ve Kurtuluş Vesilesi
Şaban ayının 14. gününü 15'ine
bağlayan geceye Berat Gecesi denir. 26
Temmuz Pazartesi günü akşamı Berat
Gecesi’dir.
Aslı “Beraet” olan ve Türkçe’ye
“Berat” olarak giren bu
kelimenin sözlük anlamı: “Borçtan,
hastalıktan, suç ve cezadan
kurtulmak”. Dinî literatürde ise:
“Günahlardan arınmak, temize çıkmak,
ilahî af ve rahmete nail olmak”
manasını ifade etmektedir.
Buna göre Berat gecesi, ALLAH
Teâlâ’nın affı ve bağışlaması ile
Müslümanların günahlardan arınmasına
ve kurtuluşlarına bir vesiledir.
ALLAH Teâlâ, bu mübarek gecede,
kendisine yönelip af dileyen mümin
kullarına, cehennemden kurtuluş beratı
verir. Berat gecesine, bereketli ve
feyizli bir gece olması sebebiyle:
“Mübarek”; kulların günahlarının
affolunması ve temize çıkmaları
sebebiyle: “Beraet”; kulların
ihsana kavuşmaları nedeniyle:
“Rahmet”; geceyi iyi değerlendiren
kulların seçilerek salih kullar
arasına alınması sebebiyle: “Beraet
ve Sakk” adı da verilir.
Muaz b. Cebel (ra)'dan rivayetle
Resulullah (sav) şöyle buyurmuştur:
“ALLAH-u Zülcelal Şaban’ın onbeşinci
gecesi bütün yaratıklarına muttali
olup, onların hepsini bağışlar. Ancak
müşrik ve münafığı bağışlamaz.”
(Taberani,
İbn Hıbban)
Berat gecesi hayırlarla dolu olayların
meydana geldiği bir gecedir. Berat
Gecesi’ni, bu derece yücelten husus,
Berat gecesinin kutsiyeti, Kur’an-ı
Kerim’in bu gecede Levh-i Mahfuz’dan
dünya semasına indirilmiş olması ile
alakalıdır.
Cenab-ı Hak şöyle buyurur: “Hâ Mîm.
Apaçık olan Kitab’a andolsun ki, biz
onu mübârek bir gecede indirdik.
Şüphesiz biz insanları uyarmaktayız.
Katımızdan bir emirle her hikmetli iş
o gecede ayırt edilir. Eğer kesin
olarak inanıyorsanız, Rabbinden;
göklerin, yerin ve bu ikisi
arasındakilerin Rabbinden bir rahmet
olarak biz peygamberler
göndermekteyiz. O hakkıyla işitendir,
hakkıyla bilendir.”
(Duhan; 1-6)
Ayet-i
kerimede geçen: “Mübarek gece”den
maksat, bazı müfessirlere göre: Berat
gecesidir. Bu tefsir sahiplerinin
sahih kabul ettiği rivayetlere göre:
Kur’an-ı Kerim’in tamamı, bu gecede
Levh-i mahfuz’dan dünya semasındaki
Beyt-i Ma’mur’a indirilmiş, sonra da
Kadir gecesinden itibaren Cebrail (as)
vasıtasıyla Peygamber Efendimiz (sav)e
peyderpey indirilmiştir.
Ayrıca Kıble’nin Kudüs’teki Mescid-i
Aksâ’dan Mekke-i Mükerreme’deki Kâbe
istikametine çevrilmesinin; hicretin
ikinci yılında, Şaban ayının 15’inde
vuku bulması da bu geceye ayrı bir
önem kazandırmaktadır.
Kaderler Bu Gece Yazılır
Berât gecesi, ilâhî emirlerin Levh-i
Mahfûz’da yazılmasına başlanır. Kâtip
melekler bu geceden, gelecek seneki
aynı geceye kadar olan olayları yazar
ve bu “Kadir gecesi” bitirilerek,
rızıklara ait nüsha Mikail (as)’a;
musibetlere ait nüsha Azrail (as.)’a;
harplere, zelzelelere, yıldırımlara,
çöküntülere ait nüsha da Cebrail
(as)’a teslim olunur.
Osman b. Ahnes (ra)’den rivayete göre,
Resulullah (sav) şöyle buyurdu:
“Şaban’dan Şaban’a eceller belirlenip
(görevli meleklere bildirilir), o
kadar ki adam evlenir, çocuğu olur,
oysa ismi ölecekler arasına (yazılıp)
belirlenmiştir.”
(Beyhakî, Şuabu’l-İman, 3/386,
No:3839, Deylemi, Firdevs, 2/73,
No:2410)

Peygamberimiz Gibi Değerlendirelim
Peygamber Efendimiz (sav)’in Şaban’ın
onüçüncü gecesi yaptığı dua üzerine
ulu ALLAH'ın kendisine ümmetinin üçte
biri üzerine şefaat yetkisi verdiğini,
ondördüncü gecesi yaptığı dua üzerine
kendisine ümmetinin üçte ikisi üzerine
şefaat yetkisi verdiğini ve onbeşinci
gecesi dua etmesi üzerine ısrarla
ALLAH'ın emrinden kaçanlar dışında
kalan bütün ümmeti üzerine şefaat
yetkisi verildiğini bildiren bir
rivayete dayanarak, Şabanın onbeşinci
gecesine “Şefaat Gecesi” adı
verilmiştir.
Hadis-i şeriflerde geçtiği gibi
Peygamber Efendimiz (sav) Şaban ayı ve
berat gecesine çok önem vermiştir.
Şaban ayının içindeki berat gecesinde
Peygamber Efendimiz (sav) günümüz
insanları gibi oturup, yiyip içmemiş,
ibadetten uzak durmamıştır. Biz de
berat gecesinde vaktimizi ibadetle
geçirmek suretiyle Peygamber Efendimiz
(sav)'e mutabaat edelim.

Hz.
Aişe (ra) anlatır:
“Resulullah (sav) geceleyin kalkıp
namaza durdu. Secdeyi o kadar uzattı
ki, ruhunu teslim ettiğini zannettim.
Onu böyle hareketsiz görünce kalkıp
başparmağını hareket ettirdim, hareket
edince geri yerime döndüm ve
secdesinde şöyle dua ettiğini işittim;
“Azabından affına sığınırım,
gazabından rızana sığınırım, senden
yine sana sığınırım. Ben seni senin
kendini övdüğün gibi övemem.”
Başını secdeden kaldırıp namazdan
ayrılınca: “Ey Aişe! -Bir rivayete
göre Humeyra!- Resulullah (sav)’in
senin hakkını yerine getirmediğini mi
zannettin? Buyurdu. Ben: “Hayır,
vallahi Ya Resulallah! Secdeyi
uzatmandan dolayı ruhunun
kabzedildiğini zannettim.” dedim.
Bunun üzerine Resulullah (sav): “Bu
gece hangi gecedir, biliyor musun?”
dedi. Ben: “ALLAH ve Resulü
daha iyi bilir” deyince şöyle buyurdu:
“Bu Şaban’ın onbeşinci gecesidir.
ALLAH -Azze ve Celle- Şaban’ın
onbeşinci gecesinde kullarının haline
muttali olur (değerlendirir),
bağışlama dileyenleri bağışlar, yardım
dileyenlere yardım eder, kin tutanları
oldukları gibi mağfiretinden geri
bırakır.”
(Beyhaki)
Resulullah
(sav) Efendimiz şöyle buyurdu:
“İki bayram gecesini, Şaban ayının
ortasındaki onbeşinci geceyi ibadetle
kim canlandırırsa, kalplerin öldüğü
gün, onun kalbi ölmez.”
(İbn
Mace)
Hz. Aişe (raa) şöyle anlattı:
Resulullah (sav) Efendimiz şöyle
buyurdu: “Şaban ayının
onbeşinci gecesi olduğu zaman, yüce
ALLAH dünya semasına nüzul tecellisi
eyler, Beni Kelb Kabilesi’nin
koyunlarının tüyleri sayısı kadar
kimseyi bağışlar; hatta daha da
fazlasını.”
(Beyhaki)

Resulullah Efendimizin, diğer
kabileleri değil de, özel olarak Beni
Kelb kabilesini anlatması şu sebebe
dayanır; onlar, hem şahıs olarak, hem
de sürü olarak diğer kabilelerden daha
fazladır.
Bu
mübarek gecenin duası şöyledir:
“Allahumme in kûnte ketebte ismî
şegiyyen fî divan'il-eşgiyâi femhuhu
vektûbni fî divan'is-suadâi ve in
kûnte ketebte ismî saîden fî divân'is-suadâi
fesbuthu feinneke gulte fî kitâbik'el-kerîmi:
Yemhullâhu ma yeşâu ve yusbitu ve
indehû ummul-kitâb”
Bu
duanın manası şöyledir:
“ALLAH’ım. İsmimi bahtsızlar
(şakiler, günahkârlar) divanında
(defterinde) bahtsız olarak yazmış
isen, onu sil; beni mutlular (saidler,
iyi kişiler, sana lâyık olan kullar)
divanına yaz. Eğer ismimi mutlular
divanına mutlu olarak yazmış isen,
orada sabit tut; bırak. Sen Kur'an-ı
Kerimin de, Ra’d Suresi’nin 39.
ayetinde şöyle buyurdun: “ALLAH,
dilediğini siler: dilediğini de sabit
tutup olduğu gibi bırakır.”
(Ra’d;
39) (Bu dua, Aliyyü’l-Kari'den
alınmıştır.)
ALLAH-u Zülcelâl hepimize Şaban ayını
ve Berat gecesini ibadetle, zikirle
geçirmeyi ve Peygamber Efendimiz
(sav)'e tam manasıyla mutabaat etmeyi
nasip etsin.
MUHAMMET HAMZA KAFKASLI
http://forum.islamiyet.gen.tr/berat-kandili/63767-arinma-gecesi.html
________________________________________________________________
Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr.
Ali BARDAKOĞLU Miraç Kandili
dolayısı ile bir mesaj
yayımladı. Diyanet İşleri
Başkanlığı Resmi Wep sitesinde
de yer alan mesaj aynen şöyle:
BERAT KANDİLİ MESAJI
26 Temmuz 2010 Pazartesi gününü Salı'ya bağlayan gece Berat
Kandilini idrak edeceğiz.
Kurtuluş, af ve arınma gibi
anlamlara gelen, ayrıca Mübarek
Ramazan Ayının da bir müjdecisi
olan Berat gecesi, inananlara,
kulluk bilinci ve hesap verme
şuuruyla suç ve yanlışlardan
kaçınmaları, günahlardan
arınmaları ve Yüce Yaratıcı’nın
sonsuz rahmet ve merhametine
iltica etmeleri gerektiğini bir
kere daha hatırlatır.
Milletimizin kandil olarak
adlandırdığı bu geceler, bizlere
hızlı bir şekilde geçmekte olan
hayatta durup düşünme, özümüze
dönme ve günahlarla kirlenen
gönül dünyamızı temizleme
fırsatı sunar. Ayrıca Rabbimize,
kendimize ve bütün insanlığa
karşı sorumluluklarımızı
hatırlatır, bu görevlerimizi
ihmal edip etmediğimizi
sorgulayıp hata ve
günahlarımızdan tevbe ederek
uzaklaşma imkânı sağlar.
Berat gecesini değerlendirme
imkânını bulan herkes, Yüce
Allah’ın Kur’an-ı Kerim’deki;
“De ki: ‘Ey kendilerinin
aleyhine aşırı giden kullarım!
Allah’ın rahmetinden ümidinizi
kesmeyin. Şüphesiz Allah bütün
günahları affeder. Çünkü O, çok
bağışlayandır, çok merhamet
edendir.”(Zümer,
39/53)
müjdesinin farkına vararak,
ümitlerini canlı tutmalı,
bağışlama ve bağışlanma
duygularını güçlendirmelidir.
Böyle mübarek gün ve geceler,
Kur’an’la buluşma, Hz.
Peygamber’in eskimez öğütlerine
kulak verme ve O’nun sünneti ile
hayat bulma fırsatlarıdır. Bu
gece, Kur’an’ın bizlere
öğrettiği “Rabbimiz! Biz
kendimize zulmettik. Eğer bizi
bağışlamaz ve bize acımazsan
mutlaka ziyan edenlerden
(kaybedenlerden) oluruz.”
(A’raf,
7/23)
gibi dualarla ve Sevgili
Peygamberimiz’in (sav) bu gece
bolca yaptığı “Allah’ım!
Azabından affına, gazabından
rızana sığınıyorum, senden yine
sana ilticâ ediyorum. Senin
şanın yücedir. Sana yaptığım
senayı, senin kendine yaptığın
senaya denk bulmuyorum. Sana
layık bir surette hamd etmekten
acizim”
(Müslim, Salat, 222/1090; İbn-i
Mâce, Hadis no: 3841)
duasıyla Yüce Rabbimiz’e yakarma
zamanıdır.
Bu duygu ve düşüncelerle aziz
milletimizin ve yurt dışında
yaşayan vatandaş ve
soydaşlarımızla birlikte bütün
İslâm âleminin Berat Kandilini
kutlar, bu gecede yapacağımız
ibadet, dua ve yakarışların
bizleri istikamet sahibi
yapmasını ve insanlığa barış ve
huzur getirmesini Yüce Allah’tan
niyaz ederim.

Prof. Dr. Ali BARDAKOĞLU
Diyanet İşleri Başkanı
|