ANAMUR'UN SESİ
"Anamur'un ve Anamurluların Buluşma Adresi ve Gerçek Sesi..."
arama   site haritası
 

 

ANAMUR
Tarihçe
Coğrafi Durum
Yönetim
Turizm ve Tarım

 

 

ÇANAKKALE ZAFERİNİN 98. YILDÖNÜMÜ

 

 

SÖHBET       “NEVRUZ”dan; Bugünkü Nevruz konuğumuz Azerbaycan’ın Bakü şeheri Hetai Rayonu 245 numaralı mektebinin biyoloji müellimi, Dilşad Hanım!                  0sman ERENALP

 

   "Nevruz Kimin Bayramı

Ali Rıza ÖZDEMİR

 

"Türklerde Yeni Yıl: Nevruz Bayramı ve Törenleri"              Sinan OĞAN

 

AZERBAYCAN'DA NEVRUZ GELENEKLERİ       Yar. Doc. Dr. Naile HACIZADE

 

NEVRUZ BAYRAMI VİDEOSUNU İZLE (Belgesel)

 

  HOCALI'YI UNUTMADIK..!

 

İSTİKLAL MARŞIMIZIN KABULÜ

 

ANAMUR'DA NEVRUZ BAYRAMI KUTLANDI -Hüseyin ŞİNASi Yazısı

 

 

8 MART DÜNYA KADINLAR GÜNÜ

 

2-DAHA ÖNCE YAYIMLANAN MANŞET HABERLERİNE ULAŞMAK İÇİN TIKLAYINIZ...

 

 

 

 

 

 

 TÜRKLÜĞÜN YENİ GÜNÜ NEVRUZ KUTLU OLSUN...

www.anamurunsesi.com

    

      NEVRUZ BAYRAMI

   Nevruz Bayramı
   Vikipedi, özgür ansiklopedi

   Nevruz Bayramı, Kuzey Yarımküre'de yaşayan insanların ortak bahar bayramıdır.

   Nevruz Bayramı Farslar, Türkler, Kürtler, Zazalar, Azeriler, Afganlar, Arnavutlar, Gürcüler, Türkmenler, Tacikler, Özbekler, Kırgızlar'la beraber neredeyse tüm kuzey yarımküre tarafından kutlanan geleneksel yeni yıl ya da başka bir değişle doğanın uyanışı ve bahar bayramı.

   Aynı zamanda, Zerdüştlük, hem de Bahailer için de kutsal bir gündür ve tatil olarak kutlanır. Günümüz İran'ında, her ne kadar İslami bir kökeni olmasa da bir şenlik olarak kutlanır.

   Nevruz, İran ve Bahai takvimlerine göre yılın ilk gününü temsil eder. Bazı topluluklar bu bayramı 21 Mart'ta kutlarken, diğerleri kuzey yarım kürede ilkbaharın başlamasını temsilen, 22 veya 23 Mart'ta kutlarlar.

      İsim kökeni

   Kelimenin aslı eski Farsça'dan gelir: nava=yeni + rəzaŋh=gün/günışığı, anlamı "yeni gün/günışığı" dır ve günümüzün Farsçasında da hâlâ aynı anlamda kullanılmaktadır(nev=yeni + ruz=gün; anlamı "yeni gün") İrani dillerdeki Gün anlamına gelen Ruz (Farsça), Roç (Beluçca), Roc (Zazaca) ya da Roj (Kürtçe) sözcükleri Proto-İranicenin "Rauça"sından gelir. Bu da eski Hint-Avrupacanın manası Işık olan *Leuk- kelime köküne dayanmaktadır. Şu en eski şekilden Rusçadaki Luç, Almancadaki Licht, Yunancadaki Leukós, Latincedeki Lux, İngilizcedeki Light ve Ermenicedeki Luy da oluşmuşlar. Proto-Iranicede Rusçadaki gibi bir k > ç ses ertelemesi ortaya çıkmışdır ve ayrıca 'L' sesi 'R'ye dönüşmüştür.

   Eski İrani dili olan Avestçede Raôçah zamanında esasdan Işık demekti. Eski hint-ari dilindeyse (Bugünkü Kuzey Hindistanda varolan dil grubu) Roçiş kulanılmaktadır.

   Nevruz teriminin tarihte ilk yer aldığı kayıtlar, M.S. 2. yüzyıldaki Pers İmparatorluğu kayıtlarıdır, ancak bundan çok daha öncesindeki (yaklaşık M.Ö. 648 ve 330 yılları arasında) Pers İmparatorluğu altında yaşayan değişik milletlerin Pers Şahına Nevruz gününde hediyeler getirdiğine dair bilgiler mevcuttur.

   Nevruz diğer Türk devlet ve topluluklarında da kutlanılır. Bunlardan Azerbaycan'da Novruz, Kazakistan'da Navrız meyrami (Наурыз мейрамы), Kırgızistan'da Nooruz, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde Mart dokuzu Kırım Türklerinde Navrez, Batı Trakya Türkleri'nde Mevris adları ile anılır.

   Kürtçe'de, Farsça'daki ile aynı anlama gelmesiyle birlikte yazılışı Newroz'dur. İran kökenli bir devlet olan Tacikistan'da (Наурыз мейрамы) Navrız meyrami adı ile kutlanan Nevruz Arnavutluk'ta ise Sultan Nevruz olarak isimlendirilir.

      Nevruz ve Ekinoks

   Ekinoksta Dünyanın Güneş tarafından aydınlatılmasının gösterimi. Güneş ışıkları ekvatora dik geldiği için aydınlanma çemberi kutuplardan geçmektedir.

      Ana madde: Ekinoks

   Nevruz, baharın ilk günüdür ve bu gün kuzey yarım kürede bahar ekinoksunun (gün tün eşitliği) oluştuğu gündür. Güneşin ekvatora dik açı ile gelir. Gece ve gündüz birbirine eşitlenir. Ayrıca hem kuzey hem de güney kutbu aynı anda gündoğumu hattındadırlar ve gün ışığı her iki yarımküre arasında eşit olarak paylaşılmaktadır.

Ekinoksta Dünyanın Güneş tarafından aydınlatılmasının gösterimi. Güneş ışıkları ekvatora dik geldiği için aydınlanma çemberi kutuplardan geçmektedir.

   2008 yılında, kuzey yarımkürede ekinoks, 20 Mart tarihinde saat 05:48'de gerçekleşmiştir.

      Tarih ve gelenek

   Nevruz geleneğinin tarihin en son Buzul Çağı'nın bitmesinden hemen önceki günlere yani 15.000 yıl öncesine kadar uzanır. Efsanevi Pers Kralı Cemşid, Indo-Iranlıların avcılıktan hayvacılığa ve yerleşik yaşama geçişini temsil eder. O çağlarda mevsimler insanoğlunun hayatında günümüzdekinden daha yaşamsal bir önem arz ediyordu ve yaşamla ilgili her şey dört mevsim ile çok yakından ilgiliydi. Zor geçmiş bir kışın ardından gelen bahar, tabiat ananın çiçekler, yeşillenenen bitkiler uykusundan uyanması ve sığırların yavrulaması, insanoğlu için büyük bir fırsat ve bolluğun canlanması demekti. İşte böyle bir dönemde bu Nevruz kutlamalarını başlatanın Kral Cemşid olduğu söylenir.

Persepoliste krala hediyelerin sunumu

   İran evrenbiliminin mimarlarından ve Zerdüştlerin Peygamberi olan Zerdüşt birçok bayramın kurumsallaşmasını sağlayan kişidir. Nevruz da Zerdüşt tarafından kurumsallaştırılan bayramlardan biridir.

        Persepoliste krala hediyelerin sunumu

   Bundan 12 yüzyıl sonrasında, M.Ö. 487 yılında, Büyük Darius, Persepolis'teki yeni inşa edilmiş olan sarayında Nevruzu kutluyordu. Son araştırmaların sonuçları bu kutlamaların çok özel bir anlam ifade ettiğini göstermektedir. Sadece Nevruz gününde sabah saatin 06:30'unda güneşin ilk ışıkları gözlemevindeki büyük kabul salonuna denk geliyordu ve bu olay sadece 1400 yılda bir gerçekleşiyordu. Bu durum aynı zamanda Babillilerin ve Yahudilerinde yeni yılı ile çakışıyordu ve bu nedenle, bu kutlamaların eski toplumlar için çok uğurlu ve önemli sayıldığı açıktır. Persepolis yerleşkesinin ya da en azından Apadana'non sarayının ve "Yüz sütunlu Salonun" Nevruzu kutlamak amacıyla inşa edildiği sanılmaktadır. Ne yazıkki eski kitabelerde Nevruzdan bahsedilmemektedir.

      Azerbaycan'da

   Azerbaycan, nevruz en canlı olarak yapıldığı, kelimenin tam anlamıyla "bayram" şeklinde kutlandığı yerlerden biridir. Azerbaycan'da nevruz bayramı hazırlıkları, nevruz gününden çok önce başlamaktadır.

        Kadı Burhaneddin

   Kadı Burhaneddin Anadolu sahasında yaşamış olmakla birlikte, dili dolayısıyla Azerbaycan edebiyatına mensup bir şair olarak kabul edilmektedir. Kadı Burhaneddin’in nevruzla ilgili bazı beyitleri şöyledir:

   Nevrûz olalı cihânı görsen
   Bu kevn ile mekânı görsen
   Ten ten tene düşdi cümle ten ten
   Sığmaz kanuma bu cânı görsen
   Meger nevrûz gelmişdür musavver
   Ki olmışdur cihân yine münevver

   Hatayî

   Hatayî’nin nevruzla ilgili birkaç beyti şöyledir:
   Geldi nev-rûz ü bahâr ü ahd ü devr-i dost-kâm
   Yâr eli tek yeryüzü nakş ü nigâr oldı yine

   Nev-rûz gülinün açık dehânı
   Murg anda hezâr okur zebânı

   İsrâdan beri gelün nev-rûz idin Şaha yetün
   Hey gaziler secde kılun gaziler deyin şâh menem

     Fuzulî

   Azerbaycan alanı şairi olduğu kadar Osmanlı alanı şairi de olan Fuzulî, bir beytinde nev-ruz'un yılda bir defa geldiğini ve gülleri açtığını söylemektedir:

   Her gün açar gönlümü zevk-i visâlin yenleden
   Gerçi güller açmağa her yılda bir nev-rûz olur

     Şehriyâr

   Türk dünyasının son devirde yetiştirdiği en büyük şairlerden biri olan Şehriyâr, bilindiği gibi Güney Azerbaycan yöresine mensuptur. Şehriyâr "Heyder Baba’ya Selâm" isimli şiirinde, nev-ruz'dan da bahsedilmektedir.

   Bayram yeli çardahları yıhanda,
   Novruz güli, gar çiçeği çıhanda,
   Ağ bulutlar köyneklerin sıkanda,
   Bizden de bir yâd eleyen sağ olsun,
   Derdlerimiz koy dikkelsün dağ olsun.

      Çağatay-Özbek

   Çağatay alanı, Türk dünyası edebiyatları içinde Ali Şîr Nevaî, Hüseyin Baykara, Babür Şah, Lutfî, Mevlana Sekkakî gibi temsilcileriyle önemli bir yere sahiptir.

      Alî Şîr Nevaî

   Ali Şîr Nevaî, Çağatay edebiyatının en büyük şairi, bir beytinde, nevruz günü gece ile gündüzün eşit olmasından söz etmekte; diğer bir beyitte ise nevruzla Kadir gecesini bir arada kullanarak, nevruzu -âdeta- kutsallaştırmaktadır. Şair, çok güzel olan bir beyitinde, hitap ettiği kişinin her gecesinin Kadir; her gününün de nevruz olmasını temenni etmektedir:

   Vaslı ara kördüm reng emiş boynuyu-saçı
   Tün-kün teng ekan zâhir olur boldı Nevrûz

      Lutfî

   Çağatay edebiyatının önemli temsilcileri arasında yer alan Lutfî’nin "Gül ü Nevrûz" isimli bir mesnevisi bulunmaktadır. 1333 yılında Celâleddin Tabîb tarafından yazılan bu eser, 1411 yılında Lutfî tarafından Çağatayca’ya tercüme edilmiştir.

   Yangı yılnıng başıda rûz-ı nevrûz
   Sadeftin çıktı bir dürr-i şeb-efrûz
   Sivüngendin atası gencin açtı
   Ni kim kazğanğanın âlemğa saçtı
   Çü nevrûz boldı nevrûz içre fîrûz
   Atadı oğlınıng atını Nevrûz

      Gedâî

   Gedâî’nin, 15. yüzyılın önde gelen Çağatay şairlerinden olduğu, usta bir şair olup aruzu başarıyla kullandığı bilinmektedir. Gedâî’ye göre nevruz, mutlu olma zamanıdır; çünkü, ümit fidanının yeşerdiği mevsimdir:

   Şâd bolğıl ey Gedâ kim mevsim-i nev-rûzdın
   Gülbin-i ümmîd bâ-berg ü nevâ boldı yana

      Kâmrân Mirza

   Babür’ün oğullarından biri olan 16. yüzyıl Çağatay şairi Kâmrân Mirza, nevruzu bayram olarak görmekte; sevgiliye kavuşmayı "devamlı nevrûz, devamlı bayram" kabul etmektedir:

   Vaslıng olsa neyleyin nev-rûz bayram kim manga
   Her zamân nev-rûzdur her lahza bayram durur

       Babür Şah

   Hindistan’da Türk-Moğol imparatorluğunun kurucusu olan Babür Şah (Zāhir ud-Dīn Muḥammad Bābor), aynı zamanda büyük bir yazar ve şairdir. 16. yüzyıl şairi olan ve Ali Şîr Nevaî’den sonra en büyük Çağatay şairi olarak kabul edilen Babür Şah da, nevruzu bir bayram olarak nitelendirmektedir.

   Sevgilisinden ayrı olması sebebiyle gamlı olan şair, nevruzda ve bayramda bile mutlu olamamaktadır. Sevgiliye "Senden ayrı olduktan sonra bayramı ve nevrûzu neyleyeyim?" diyen şaire göre, kavuşma bayramı yüz nevruzdan ve bayramdan daha hoştur:

   Ol ki yıllar aylar ötkergey gam ü mâtem bile
   Şâd ü hurrem bolmagay nev-rûz ile bayram bile
   Sindin ayru niylegey min ‘ıyd ile nev-rûznı
   Ay ü yıl hoştur sining birle eger bolsam bile
   Yüzi nev-rûzı vaslı ‘ıydını Babür ganimet tut
   Ki mundın yahşı bolmas bolsa yüz nev-rûz ü bayramlar

      Sekkakî

   Çağatay edebiyatının ilk büyük şairi olan Sekkakî de, nevruzu pek çok şair gibi bir bayram olarak kabul etmektedir:

   Gülistân ehline bugün irür hem ‘ıyd ü hem nev-rûz
   Olar gül saçdılar men hem kitürdüm hoş bu halvanı

       Nur Ali Kabul

   Özbekçe Çağatayca’nın; Özbek edebiyatı da Çağatay edebiyatının bir devamıdır. Özbek şairlerin nevruz anlayışı da, Çağatay şairlerden farklı değildir, onlara göre de nevruz bir bayramdır ve kutsaldır. Özbek şair Nur Ali Kabul’ün ifadesiyle nevruz, "hürlük timsalinin özü" ve "aşığın sevdiği kız"'dır. Aynı vatan gibi nevruz da bir anne veya bir sevgili; kısaca bir kadın olarak düşünülmüş ve vatan gibi, anne gibi, yar gibi kutsallaştırılmıştır. Şair, nevruzu kutsallaştırma bakımından Nevâî’ye yaklaşmaktadır:

   Turan üzük bolsa Özbekistan köz,
   Uning tarifiga yoqtur boşqa söz,
   Türki millatlarning içinde feruz,
   Hürlük timsolining özısan Navröz!
   Her insan taqdırga şökrana aylab,
   Sening gelişngni kutlar ataylab,
   Bağrığa oladı seni avaylab,
   Oşıgning sen sevgan qızısan Navröz!

      Türkmenistan'da

   Türkmen edebiyatının güçlü şairleri de, çeşitli vesilelerle nevruza yer vermişlerdir.

      Mahtumkulu

   Türkmen edebiyatı denince akla gelen ilk isim şair Mahtumkulu'na göre, nevruz gelince bütün cihan renklenir, canlanır; dağların başında da duman peyda olur:

   Gelse nevrûz âleme, renk kılar cihân peydâ
   Ebrler âvâz urup, dağ kılar duman peydâ ...

      Şeydayı

   Şiirlerinde nevruza yer veren Türkmen şairlerden biri de, Şeydayı’dır. Şeydayı, baştan sona kadar nevruz konusunu işleyen bir şiir yazmıştır.

   Gelin Novruz, cümle-yi êlem gülüstandır bu gün,
   Gül açıldı, andalıbıb işi afgandır bu gün, ...

     Gayıbı

   Gayıbı, "Mergzar Oldı Yene" adlı şiirinde, nevruzun gelmesiyle birlikte, tabiatın ve insanların aldığı yeni hal anlatılmakta; nevruzla gelen bahar mevsimi, Allah’ın kudretinin bir tecellisi olarak görülmektedir:

   Çünki novruz oldı alem gülgüzar oldı yene,
   Gunçadan güller açıldı, mergzar oldı yene.

        Bayram Han

   Çok renkli bir kişiliğe sahip olan, Karakoyunlu Türkmenlerin Baharlı kabilesine mensup bulunan, sırasıyla Şah İsmail’e, Babür’e, oğlu Hümayun’a ve onun da oğlu Ekber’e eşsiz bir kumandan olarak hizmet eden Bayram Han’a göre, nevruz, gamlı gamsız herkesin sevindiği bir bayram ve düğün günüdür:

   Bugün Nevruz, bugün bayram, bugün toy
   Kaygı-gamsız sevinç yapar her bir öy

       Hatam Şair

   Hatam Şair de, bahtından ve ilinden şikayet ederken nevruza yer vermekte ve

   Bahar bolmaz novruz bolmaz yıl menin,
   Yagşı-yaman parhın bilmez il menin.
demektedir. Bu şiirde de nevruz, iyi ve güzelin simgesi olarak ifade edilmektedir.

      Doğu Türkistan'da

   Uygur Türklerinin, nevruzu milattan önceki tarihlerden itibaren bir bayram olarak kutladıkları bilinmektedir. Uygurlar yanği kün deyimiyle bu güne özel bir önem vermektedirler. Kumul şehri, Tömürti köyünde söylenen bir Halk koşmasında;

   Novruz kelip bizlägä yıl baharı kältüdi.
   Erizläni bağläni, xoşallıqqa çömdüdi.
   Şadi bat, şadi bat, noruz mubaräk bat.[38]
   Nevruz gelip bizlere, yılın baharını getirdi.
  Tarlaları bağları, sevinç ile doldurdu.
   şadı bat, şadı bat mübarek nevruz bat.

       Şeyh-zâde Abdürrezzak Bahşı

   Osmanlı sarayında görevli olarak bulunan şair, "Bahariye" ve "Nevrûz Beyitleri" de yazmıştır. Şaire göre sıkıntılı kış mevsiminin bittiği, karın ve buzun azalıp baharın başladığı nevruz günü, mübarek bir gündür. Nevruzla birlikte kışlayan kuşlar uçmaya, güller açılmaya, gelincik ve lâle gibi çiçekler bağları aydınlatmaya ve cennet kokusu bu dünyaya gelmeye başlar, birbiriyle oynayan bütün canlılar da, birbirlerine hal dili ile "Nevrûz mübarek olsun." derler:

   Kış kiçti vü yaz boldı
   Mahbub-lara naz boldı
   Kar muz şimdi az boldı
   Nevruz mübarek-bad

     Şîr Senuber Şahin

   Uygur Türklerinden Şîr Senuber Şahin’in de "Nevruzname" şiirinde:

   Keldi noruz yıl başi, ketti köngülning çirkini,
   Noruz diban kilurlar hatunlarınıng türkini,
   Güller kerip kız oğul egri koyar börkini,
   Meclis kilip oynışar açur köngül mülkini,
   Kaygu mihnetler ketip yayraşur kündüz bukün.
demektedir.

     Tataristan-Kırım

   Nevruz, halen gerek Tataristan'da gerekse Kırım'da, bir bayram olarak kutlanmaktadır. Tabii ki, her iki Türk yurdunda da, konusu nevruz olan şiirler bulunmaktadır. Bunlar arasında, İdil Bulgar devletinden kalan bir "Nevrûz Beyiti" de vardır. 19. yüzyılın sonunda belirlenmiş ve yayınlanmış, toplamı 123 dörtlük olan "Neürûz Beyete"'nin ilk ve son dörtlükleri şu şekildedir:

   Şöker kıldım hodaga
   Salavatım anlarga
   Möhemmed-Mostafaga
   Ve' az eytdek sezlerge
   Hakın birenez bez1erge
   Yaşen yitsen yöz1erge
   Neüruz möbarekbad

   Günümüzde, Tatar çocukların Nevruz bayramlarında okudukları Nevruz şiirlerine "takmak" (çaçma) adı verilmektedir. Bilindiği gibi takmak İslâmiyetin kabulünden önceki Türk şiirinde kullanılan tabirlerden biridir. Günümüzde okunan Nevruz şiirlerinin, en az bin yıllık geçmişi bulunan bir yorumla adlandırılması da anlamlıdır. "Takmak" olarak adlandırılan Nevruz şiirleri, yukarıda ilk ve son dörtlükleri verilen "Nevrûz Beyete" esas alınarak söylenmektedir. Bu da, bu geleneğin tarihi devamlılığı ve halk nazarındaki ağırlığıyla ilgili olmalıdır:

   Aç İşigin kirebiz
   Nevrûz eyte kilebiz
   Heyir-dua kılabız
   Aş-sıy kütip urabız
   Nevrôz mübarek bâd
   Nevrôz eyttik biz sizge
   Hakkın birigiz, bizge
   Eşigiz citsin yüzge
   Malıgız artsın közge
   Nevrôz mübarek bâd

     Anadolu'da

   Nevruz, Anadolu'da da şairler tarafından genellikle "bayram" olarak nitelendirilmiştir; ona bazıları "muhterem", bazıları da "sultan" sıfatını uygun görmüştür. Nevruz, halktan, saraydan ve âlimlerden gördüğü saygıyı, şairlerden de görmüştür.

       Şeyhî

   Divan edebiyatının kuruluş devri şairlerinden olan Şeyhî, bir beytinde, nevruzu "nevrûz-ı muhterem" tamlamasıyla anmakta ve onun bir bayram olduğunu söylemektedir:

   Pîrûzdır bu rûz ü hümâyûn durur bu dem
   Kim hem-dem oldı 'îd ile nevrûz-ı muhterem

      Necatî Bey

   Divan şiirinin usta şairlerinden biri olan Necati Bey, aynı zamanda kendisinden sonra gelen divan şairlerini de en fazla etkileyen iki şairden biridir. Necati Bey, nevruz'la gül ve sevgili arasında münasebetler kurmakta; nevruz gelince bulutların güneşin üzerinden çekildiğini, yani güneşin yüzünü gösterdiğini söyledikten sonra, sevgiliden de gün yüzünü göstermesini istemektedir.

   Cam-ı nevrûzî içüp mestâne yüz bin nâz ile
   Şah-ı şûhun salınur boynına şâhid-vâr gül
   Gidersün ko kara zülfün sabâ yili yanağundan
   Ki nevrûz olıcak dirler güneş üzre sehâb olmaz

      Ahmet Paşa

   Divan edebiyatının en büyük şairlerinden biri olan Ahmet Paşa, nevruza "ayş nevrûzu, nevrûz-ı hümayûn" tamlamalarıyla yer vermekte ve "îd-i nevrûz" terkibinde de onun bir bayram olduğunu haber vermektedir:

   ‘Îd-i nevrûzu görüp gül defterinden ‘andelîb
   Hoş dua ve medh okur şâh-ı zafer-yâb üstüne
   Ey müneccim ruh ü zülfin göricek dilberümün
‘   Îd-i nevrûza bulaşmış şeb-i yeldâ göresin

     Hayalî Bey

   Doğum yeri Balkan toprakları olan Hayalî Bey de, divan şiirinin büyük temsilcilerinden biridir. “Ol mâhîler kim deryâ içredir deryâyı bilmezler” şeklindeki mısrası, âdeta bir darb-ı mesel olmuştur. O da, divanında nevruza birkaç beyitte yer vermiş, bu günde gece ile gündüzün eşit olduğundan bahsetmiştir. Bu beyitlerden birinde de nevruz, “nevrûz-ı şerîf” tamlamasıyla mübarek bir gün olarak vasıflandırılmaktadır:

   Nevrûz-ı hüsnüne ereli hatt-ı müşgbâr
   Oldu berâber ey perî geceyle gündüzüm
   Kâzî asker oldu gül şâhına nevrûz-ı şerîf
   Gece gündüz geldiler ana berâber durdular

       Bâkî

   Divan edebiyatının en büyük birkaç şairi arasında yer alan Bâkî de, nevruzu, sevgilinin gün yüzünü arz ettiği gün ve bir musikî makamı olarak anmaktadır:

   Gün yüzün arz eyledi nevrûzda ol meh-likâ
   Mihr altun kaplu bir âyîne virdi rûnümâ
   Başladı gülşende murg-ı hoş-nevâ nevruz'dan
   Şâh-ı gül bezminde taksim etdi bir garra gaz
el

      Kaygusuz Abdal

   Kaygusuz Abdal'ın en büyük şairlerinden biri olduğu, hatta kurucusu olarak kabul edildiği Bektaşî edebiyatında nevruz, Basrî Baba’nın “Geldi nevrûz doğdu Şâh-ı Evliy┠mısrasından da anlaşılacağı üzere Ali bin Ebu Talib (Alī b. Abī Ṭālib)’nin doğduğu, Fatıma bint Muhammed (Fāṭima bint Muḥammad) ile evlendiği ve Muhammed bin Abdullah tarafından halife tayin edildiği... gün olarak geçer. Bu edebiyatın en büyük şairlerinden biri olarak: kabul edilen Kaygusuz Abdal da, yeryüzünün nevruzda coştuğunu söylemekte ve onun bu halini cennete benzetmektedir:

   Erişti bâd-ı nevrûz gü1istâne
   Gü1istân vakti yetti kim uyane
   Tamamet yeryüzü cünbişe geldi
   Behişte benzedi devr-i zemâne

      Pir Sultan Abdal

   Pir Sultan Abdal’ın, Bektaşî edebiyatının yedi büyük şairinden biri olması dolayısıyla, kendisinden sonra gelen Bektaşî şairler üzerinde büyük tesiri olmuştur. O da, nevruzu işlediği konular arasına dahil etmiş ve "sultan nevrûz" tamlamasıyla oldukça yüceltmiştir. Şaire göre, sultan nevruzda canlar uyanır ve hâl ehli olanlar da nura boyanır; bu gün birlik günüdür ve aşıklar bu günde Yaratan’dan aydınlık alırlar:

   Sultan Nevrûz günü canlar uyanır,
   Hâl ehli olanlar nura boyanır,
   Muhip olan bu gün ceme dolanır,
   Himmeti erince Nevruz Sultan’ın
   Aşık olan canlar bu gün gelürler,
   Sultan Nevrûz günü birlik olurlar
   Hallâk-ı cihandan ziya alurlar,
   Himmeti erince Nevruz Sultan’ın

      Sonuç

   Sonuç olarak, nevruzun bütün Türk dünyasında eskiden beri bir bayram olarak kutlanmasına paralel olarak, Türk dünyası edebiyatlarında da işlenmiş bir konu olduğunu söyleyebiliriz. Bazı şairler bağımsız olarak nevruz şiirleri yazmışlar, bazı şairler de nevruza çeşitli sebeplerle bir veya birkaç beyit ya da dörtlükte yer vermişlerdir.

   Nevruz şiirlerine veya nevruzun geçtiği beyitlere bakıldığı zaman, farklı coğrafî ve edebî sahalara mensup olmalarına rağmen, şairlerin nevruz tasarımlarının büyük ölçüde ortak olduğu görülmektedir: Nevruz mübarektir, muhteremdir, kutsaldır; küs olanları barıştıran bir sultan, bir bayramdır. Nevruz, -özel yemeklerin yendiği, özel oyunların oynandığı- birlik ve kardeşlik günüdür.

   http://tr.wikipedia.org/wiki/Nevruz_Bayram%C4%B1#T.C3.BCrklerde_Nevruz

       

     

   Türklerde Nevruz
   
Ana madde: Türk kültüründe Nevruz



  
Nevruz bayramlarında geleneksel olarak pişirilen sümelek buğdaydan yapılan bir çeşit tatlıdır.

   Türkiye'de bir gelenek Türk Cumhuriyetleri'nde ise resmî bayram olarak kutlanırken, 1995 yılından itibaren Türkiye Cumhuriyeti tarafından Bayram olarak kabul edilen bir gün haline gelmiştir.

   Türklerin Ergenekon adlı yerden demirden dağı eritip çıkmalarını, baharın gelişini, doğanın uyanışını temsil eder. Türk kavimleri tarafından M.Ö. 8. yüzyıldan günümüze kadar her yıl 21 Mart'ta kutlanır.

   Türk Takvimi'nde bir gün 12 bölüme ayrılır, her bölüme Çağ adı verilirdi. Bir çağ iki saat, dolayısıyla bir gün de 24 saatdir. Herbir çağ ise sekiz Keh ten ibarettir. Yılbaşı olarak gece-gündüz eşitliğinin yaşandığı 21 Mart, Nevruz günü olarak kutlanır.

   Oniki Hayvanlı Takvim ve Melikşah'ın Celali Takvimi'nde yılbaşı olarak belirlenen 21 mart, Divânü Lügati't-Türk'te de ilkbaharın gelişi olarak belirtilir. Türk edebiyatı ve musikisine de Nevruz; Nevruz-ı Asl, Nevruz-ı Arap, Nevruz-ı Bayati, Nevruz-ı Hicaz, Nevruz-ı Acem ve Nevruz-ı Seba olarak girmiştir. Tarihte pek çok devlet tarafından bayram ve gelenek olarak kutlanmıştır. Bunların başında Anadolu beylikleri, Eski Mısır, İran, Safavi, Sasani, Moğollar, Selçuklu ve Osmanlı gelir.

   Selçuklu ve Osmanlı'da millî bayram olarak kutlanan Nevruz, Nevruziye adlı şiirlere ve şenliklerle ziyafet verilerek kutlanırdı. Özel olarak hazırlanan Nevruziye adlı macun Osmanlı döneminden kalan bir kültür olarak bu gün hâlâ Manisa'da 21 Mart'ta Mesir macunu şenlikleri yapılmaktadır. Alevi ve Bektaşiler arasında da kimi yorelerde eski takvime atfen Mart Dokuzu adi verilerek kutlanan Nevruz'da özel ayinler yapılırdı, yine Zerdüştler ve Yezidiler'de 21 Mart'ı bayram olarak kabul etmişlerdir.

   http://tr.wikipedia.org/wiki/Nevruz_Bayram

"Anamur'un ve Anamurluların Buluşma Adresi ve Gerçek Sesi..."
ANAMUR'UN SESİ
   

  Başa Dön 

Yazdır

 
 
 
Copyright © Tüm Hakları Saklıdır [Çınar Arıkan]