ANAMUR'UN SESİ
"Anamur'un ve Anamurluların Buluşma Adresi ve Gerçek Sesi..."
arama   site haritası
 

 

 

ATATÜRK'ÜN GENÇLİĞE HİTABESİ

 

19 MAYIS ŞİİRLERİ

 

19 MAYIS GENÇLİK MARŞI
I.Hakkı TALAS

ATATÜRK KURTULUŞ SAVAŞI’NDA
Cahit KÜLEBİ

19 MAYIS
F.ELMALI

ŞU SONSUZ KOŞU
Ceyhun Atuf KANSU

BU GELEN BANDIRMA VAPURU
Özker YAŞIN

O GELİYOR
Celal Sahir EROZAN

BİR GEMİ YANAŞTI SAMSUN’A
Cahit KÜLEBİ

MUSTAFA KEMAL’İ DÜŞÜNÜYORUM
Ümit Yaşar OGUZCAN

SAMSUN GÜZELLEMESİ
Behçet Kemal ÇAĞLAR

 

GENEL KURMAY BAŞKANLIĞI AFİŞLERİ İÇİN TIKLAYINIZ...

 

 

ÜLKÜCÜ ŞEHİT LÜTFİ ÖZDEMİR

 

 

MUSTAFA YILDIZDOĞAN "ŞEHİTLER ÖLMEZ" DİNLE

 

 

 

3 Mayıs Türkçüler Bayramı

 

İŞTE SOYUMUZ-24 OĞUZ BOYU TIKLAYINIZ..

BAŞLIKLARDAN KONULARA ULAŞIN

 

Anneler Günü, kutlama günü

 

 

 ANNELER GÜNÜ YAZILARI:

   YAZILAR


-Anneler Günü Anasayfası
  Çınar ARIKAN Yazısı


-
Şinasi ŞİRİN
  Anneler Günü Yazısı


-
Anneler Günü Nedir?

 

   MESAJLAR

-
Anneler Günü Mesajları
 

  ANNE ŞARKILARI

 

MUSTAFA YILDIZDOĞAN - "ANAM" DİNLEMEK İÇİN TIKLAYINIZ

http://mp3.eylence.az/song/Mustafa-Yildizdogan/Anam.mp3.html

 

 

   ŞİİRLER


-
Ahmet Hamdi TAMPINAR
  Annem İçin


-Ahmet Kutsi TECER
  Anneler


-
Arif Nihat ASYA
  Anne


-
Aşık VEYSEL
  Anama


-
Bülent ECEVİT
  Köylü Kadınları


-
Faruk Nafiz CAMLIBEL
 Anneme Mektup


-
Fazıl Hüsnü DAĞLARCA
 Anneme Verdiğim Söz


-
Mustafa YILDIZDOĞAN
  Anam


-
M. Necati ÖNGAY
 Anne Sevgisi


-
Nazım HİKMET
 Annen


-
Necip Fazıl KISAKÜREK
 Anneme Mektup


-
Ümit Yaşar OGUZCAN
 Anacığım

 

-Rakım ÇALAPALA

  Ailemiz

 

 

ALPARSLAN TÜRKEŞ ANA SAYFASI TIKLAYINIZ

 

 

TÜRKÜN BAYRAMI NEVRUZ ANA SAYFASINA GİRİŞ İÇİN  TIKLAYINIZ

 

23 NİSAN ANASAYFASI TIKLAYINIZ

 

TIKLA TÜM GEÇMİŞ MESAJ HABERLERE GÖZ AT....

 

2012'DE YAYIMLANAN YENİ BÖLÜMLERE GEÇİŞ İÇİN TIKLAYINIZ...

 

DİĞER MESAJ HABERLERİMİZİN BAŞLIKLARINA ULAŞMAK İÇİN TIKLAYINIZ...

 

TÜRKÜN BAYRAMI NEVRUZ ANA SAYFASINA GİRİŞ İÇİN TIKLAYINIZ

 

KÜTÜPHANE HAFTASI

 

ATSIZ ATA'NIN ARDINDAN

 

ÇANAKKALE ZAFERİ

2012'DE YAYIMLANAN YENİ BÖLÜMLERE GEÇİŞ İÇİN TIKLAYINIZ...

DİĞER MESAJ HABERLERİMİZİN BAŞLIKLARINA ULAŞMAK İÇİN TIKLAYINIZ...

DİĞER MESAJ HABER VE DOSYALARIMIZA ULAŞMAK İÇİN BU BÖLÜMÜ LÜTFEN TIKLAYINIZ...

 

          19/05/2014 tarihinde www.anamurunsesi.com yazdı...

  19 mayIs atatürk'ü anma gençlik ve spor bayramIMIZ KUTLU OLSUN

WWW.ANAMURUNSESi.COM

         19 MAYIS ATATÜRÜK'Ü anma          gençlük ve spor bayaramI

(95. YIL)

 

             19 MAYIS'IN ANLAMI

   Türk Tarihinde kutlanması gereken günler vardır. Bunlardan   biri 19 Mayıs 1919'dur. 19 Mayıs 1919 Anadolu'da yeni Türk Devleti'nin fiilen temellerinin atıldığı gündür ve Türkiye Cumhuriyeti tarihimizin başlangıcıdır. Yüce Önder Atatürk'ün Büyük Nutkunu bu olayla başlatması, doğum gününü soranlara 19 Mayıs'ı işaret etmesi bunun kanıtı sayılmalıdır. 19 Mayıs'ın millî bayram olarak ilân edilmesi bu yargıyı daha da pekiştirmektedir. Atatürk, gerek Millî Mücadele döneminde, gerekse Cumhuriyet döneminde yurdumuzun birçok şehrini ziyaret etti. Bu ziyaretler, o şehirlerin mahallî övünç günleri olarak kutlandığı halde sadece 19 Mayıs yasa ile millî bayram kabul edildi.

   Mondros Mütarekesi'nin imzalanmasından sonra Mustafa Kemal Paşa, 13 Kasım 1918'de İstanbul'a geldi. İstanbul'da yaklaşık altı ay kaldı. Bu süre içerisinde vatanın kurtuluşu için çeşitli girişimlerde bulundu. Padişahla birkaç kez görüştü ve ona bu konuda düşüncelerini aktardı. Güçlü bir hükûmetin kurulması için çaba gösterdi. Basın yoluyla geniş kitleleri bilgilendirmeye, halkı aydınlatmaya çalıştı. Kurtuluşa giden yolun temel ilkelerini yine bu dönemde ortaya koydu. Bunları çok yakın arkadaşlarına anlattı. Böylece Millî Mücadeleden yana az sayıda, fakat etkin bir grup oluşturmayı başardı. Millî Mücadele Anadolu'dan başlatılacaktı. Bunun için öncelikle birer görevle Anadolu'ya geçilecek, mecbur kalınmadıkça görev terkedilmeyecek, görevi bırakmak gerektiğinde asla İstanbul'a dönülmeyecek, çalışmalar gayrî resmî bir tarzda sürdürülecekti. Samsun'dan başlayan süreçte, onun tutum ve davranışları izlenecek olursa bütün bu prensiplere bağlı kaldığı görülecektir. Başlangıçta kendisiyle birlikte Millî Mücadeleye atılan arkadaşları arasında, zorunlu olmadıkları halde İstanbul'dan verilen emirlere hemen uyarak görevini bırakanları, bununla kalmayıp İstanbul'a dönenleri, söz konusu prensiplere aykırı davrandıkları için Nutuk'ta ağır bir biçimde eleştirmektedir. Yüce Önder'i diğerlerinden ayrı ve üstün kılan, azmi, iradesi, kararlılığı, milletine sevgisi ve güveni, zafere olan mutlak inancıydı. Dokuzuncu Ordu Kıtaatı Müfettişliğine atandıktan sonra, heyecanla Harbiye Nezareti'nden çıkarken, "kafes açılmış, önünde geniş bir âlem, kanatlarını çırparak uçmağa"(1) hazırlanıyordu. Oldukça sıkıntılı, zahmetli bir yolculuktan sonra,Samsun'da milletiyle kucaklaştı.

   Samsun, mülkî taksimatta doğrudan Dahiliye Nezareti'ne bağlı Canik Sancağı'nın merkez ilçesiydi. Karadeniz kıyısındaki bu şirin kasaba, Birinci Dünya Savaşı'nın yükünü taşıyan yerlerden biriydi. Genel savaş sırasında özellikle Rus istilâsına uğrayan Türk topraklarından göç eden çok sayıda insan buraya gelmiş, kasabanın rengi, havası birden bire değişmiş, yeni gelenlerin barındırılması sıkıntılar yaratmıştı. Bunlar bir yana, Samsun aynı zamanda Pontusçu faaliyetlerin yoğun olduğu bir yerdi. Karadeniz'de dolaşmakta olan İtilâf donanmasından, Yunan savaş gemilerinin varlığından cesaret alan ve Samsun Rum metropoliti Germanos tarafından örgütlenen Pontus çeteleri sokaklarda dolaşıyor, asayişi ihlâl ediyor, köylere baskınlar düzenliyor, evleri, binaları ateşe veriyor ve korumasız Türkleri öldürüyorlardı. 9 Mart 1919'da Samsun'a çıkarılan 200 kişilik İngiliz birliği, Pontus çetelerini büsbütün şımarttı. Mütakerenin bozulacağı endişesiyle güvenlik kuvvetleri ya kullanılamıyor, ya da asayişsizliği önlemede yetersiz kalıyordu. Bu durumda sırf nefs-i mûdafaa için Türkler de harekete geçince, bu zamana kadar Pontus çetelerinin terör faaliyetlerini seyreden İngilizler, seslerini yükselttiler ve 21 Nisan 1919'da Osmanlı Hükümeti'ne bir nota vererek Orta Karadenizde Türklerin hırıstiyanları katlettiklerini bildirdiler, bunun önüne geçilmediği takdirde bölgenin işgal edileceği tehdidinde bulundular. Esasında olay bunun tam aksineydi. İngilizler gerçekleri tahrif ederek, Pontusçuları korumayı ve karışıklıkların devamını amaçlıyorlar bölgeyi işgal etmek için bahane arıyorlardı. İstanbul Hükümeti hemen bölgeye yetkili birini göndermek için kolları sıvadı. Derinlemesine bir araştırmadan sonra Mustafa Kemal Paşa üzerinde mutabakat sağlandı. Çünkü O, ikinci meşrutiyetin çalkantılı döneminde siyasete bulaşmamış, girdiği bütün savaşlarda zafer kazanmış başarılı bir kumandandı. İşte bu noktada Mustafa Kemal Paşa ile Samsun'un dolayısıyla bütün Anadolu'nun ve Türk Milletinin kader çizgisi kesişiyordu. O büyük insan, sebatla, inançla, doğru bildiği yoldan ayrılmadan Türk Milletinin geleceğini kurtaran kahraman oldu.

   Mustafa Kemal Paşa'ya asayişsizliğe neden olan olayları tayin ve tespit ile bunların ortadan kaldırılmasının yanında daha başka görevler ve görevin gerektirdiği yetkiler de verilmişti. Atatürk, söz konusu yetkilerini değerlendirirken, bunları çok fazla bulduğunu ve İstanbul Hükümeti'nin bilerek, anlayarak bunları kendisine vermediğini belirtmektedir. Aynı günlerde ve daha sonra Anadolu'ya bir kısmı şehzadelerin başkanlığında olmak üzere heyetler gönderildi. Bunlar da önemli yetkilerle donatıldılar. Nasihat Heyetleri, Tahkik Heyetleri,Teftiş Heyetleri adı altında Anadolu'da dolaşan bu kurulların da vatanın kurtuluşu yolunda büyük sonuçlar elde edecekleri bekleniyordu. Basın, bu beklentilere tercüman oluyor, heyetler hakkında geniş bilgiler veriyor, gittikleri yerlerde karşılanmalarından her türlü faaliyetlerine kadar hemen her konuda kamuoyunu aydınlatıyor, hadiseyle birinci derecede alâkadar oluyordu. Halbuki Mustafa Kemal Paşa'nın Anadolu'ya gönderilmesi İstanbul basınında çok az ve sadece haber niteliğinde yer almaktaydı. Bu da kimden ve ne ölçüde sonuç beklendiğinin bir göstergesi sayılmalıdır.? Şu halde esas olan görev ve görevin gerektirdiği yetkiler değil, yetkileri yerinde ve zamanında tam bir liyakatla kullanmak, mutlak zafere ulaşabilmektir. Mustafa Kemal Paşa'nın başarı sırlarından biri de budur.

   19 Mayıs, sadece Türk millî kurtuluş hareketinin başlangıcı olmakla kalmadı, yeni Türk devletinin çağdaş değerlerle milletler ailesi içerisinde yerini almasını da sağladı. Mustafa Kemal Paşa'nın Samsun'a çıktığı andan itibaren zihnini meşgul eden problem millet iradesinin devlet hayatımıza yansıtılmasını sağlamaktı. Hatta denilebilir ki bunu kurtuluşun önüne koymuş millî mücadelenin vaz geçilemez ilk şartı saymıştı. 19 Mayıs'ı izleyen günlerde yapmış olduğu yazışmalardaki terminolojiye bakılacak olursa, bu açıkça görülür. İzmir söz konusu olduğunda "ordu ve millet bu işgalî tanımayacaktır" derken bunu kastediyordu. Samsun'dan Kâzım Karabekir Paşa'ya çektiği telgrafta "millet ve memlekete medyûn olduğumuz en son vazife-i vicdaniye"den amacı da buydu. Kurtuluş mücadelesi ancak milletle birlikte kazanılabilirdi. Milletle kazanılan mücadeleyi, yine milletle taçlandırmak lâzımdı. Yayın hayatına başlamalarına öncülük ettiği ilk iki gazeteden biri İrade-i Millîye, diğeri Hakimiyet-i Millîye adını taşıyordu. Bu değerler ve kavramlardır ki onu Türk Milletinin kalbinde "milletin kurtarıcısı", "devletin kurucusu" payesine yükseltmiştir.

 

Prof. Dr. Dursun Ali AKBULUT

On Dokuz Mayıs Üniversitesi Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi

________________________________________

(1)Falih Rıfkı Atay, Atatürk'ün Bana Anlattıkları, İstanbul 1955, s.115.
http://www.meb.gov.tr/belirligunler/19mayis/makaleler/19mayisin_anlami.html   

 

     

 

19 MAYIS ATATÜRK’Ü ANMA GENÇLİK VE SPOR BAYRAMI MESAJI

 

Bugün; Türk Milleti’nin tarih sahnesinden silinmesine kasteden dış güçler ve iç ihanet şebekelerine karşı bir büyük mücadelenin başladığı gündür. 

Bugün; Türk Milleti’nin bağımsız ve hür yaşama iradesinden güç alan ve zaferle sonuçlanan bir milli mücadele kıvılcımının çaktığı gündür. 

Aradan geçen 91 yıl sonra bugün Türk Milleti’nin birliği, Türk Devleti’nin varlığı, Türk vatanının bölünmez bütünlüğü tehdit altındadır. 

Türk Milleti’nin engin hoşgörüsü altında varlıklarını sürdüren ancak kin ve nefret duygularından sıyrılamayan azınlık kişi ve gruplar zehir kusmaya devam etmektedirler. 

Türk Milleti; kimliksizler, kişiliksizler, etnik azgın azınlıkçılar, vatansız dincilerce teslim alınmaya çalışılmaktadır. 

Türk Devleti; Türk düşmanı azınlıkçı kişilerce ve gruplarca sarsılmaktadır. 

Türk vatanı; Türk düşmanı vatansızların etkili ve yetkili açık alanı haline getirilmiştir. 

Gaflet dalalet ve hıyanet içinde olanlarca; 

Türkiye’nin Türk Milleti’nin vatanı, ülkesi olduğu gerçeği inkar edilmeye, 

Türk Milleti bölünmeye, 

Tarih bilinci köreltilmeye, 

Milli devlet tasfiye edilmeye, 

İslam’la alakası olmayan din anlayışını egemen kılınmaya, 

Çağdışı ortaçağ Arap hurafeleriyle beyinler yıkanmaya, 

Bilim ve teknoloji yerine Arap masalları ile gençlik uyuşturulmaya, 

Türk kahramanları yerine ortaçağ Arap önderleri kahraman gösterilmeye çalışılmaktadır.

Milli devlet, Milli kimlik, Üniter yapı, ortadan kaldırılmak istenmektedir. 

Yurtta sulh cihanda sulh ilkesi bir tarafa bırakılarak komşularla düşman hale gelinmiştir. 

Etnik ve Mezhep ayrımcılığı, Türk Milleti’nin ortak dokusunu parçalamaya yönelmiştir. 

Din adına maskaralıklar sergilenmekte, çarpık siyasal İslamcılıkla, irtica etkinlik kazanmıştır. 

Çarpık İslam anlayışı ile hırsızlığı, talanı, yalancılığı, sahtekârlığı yaşamlarının parçası haline getirenler, kutsal din duygularıyla oynanmakta halk kitlelerini uyuşturmaktadırlar. 

Gazi Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde kurulan Türkiye Cumhuriyeti’nden ve Cumhuriyetin temel ilkelerinden vazgeçirmeye, devletin kurum ve kuruluşlarından Türkiye Cumhuriyeti (T.C) ibaresini kaldırarak Türk Milleti’ni vatansızlaştırmaya çalışmaktadırlar.

Türklükle Türk milli bayramlarıyla sorunu olanlar çığırtkanlıkta yarışmaktadırlar.

Türk Milleti’nin tarihte olduğu gibi bugün de, yarın da; 

Yapılan saldırılara sessiz kalmadığı ve kalmayacağı, vatanın ve milletin parçalamasına müsaade etmeyeceği bilinmelidir. 

Milli Görüş, Milli Duyuş, Milli Duruş için bir ve beraber olunmalıdır. 

NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE.

 

Nurullah AYDIN

na741954@gmail.com

18 Mayıs 2014-ANKARA

 

 DOSYA HABERLER

  Web Counter

DEFA OKUNMUŞTUR...

"Anamur'un ve Anamurluların Buluşma Adresi ve Gerçek Sesi..."
ANAMUR'UN SESİ

  Başa Dön 

Yazdır

 
 
 
Copyright © Tüm Hakları Saklıdır [Çınar Arıkan]

EK