ANAMUR'UN SESİ
"Anamur'un ve Anamurluların Buluşma Adresi ve Gerçek Sesi..."
arama   site haritası
 

 

 
BAŞLIKLARDAN KONULARA ULAŞIN

Türk insanı para gibidir; ışığa tut, İçinde Atatürk yoksa sahtedir...

 

23 NİSAN ŞİİRLERİ

 

 

23 NİSAN 1920 TBMM AÇILIŞI FOTOĞRAFLAR

 

KUTLU DOĞUM HAFTASI

 

 

KİLİMLERİN GİZLİ DİLİ

 

KONYA TÜRK OCAKLARI

Türk Milletinin

23 NİSAN ULUSAL EGEMENLİK VE ÇOCUK BAYRAMINI KUTLAR.

Türk Ocakları Konya Şubesi Yönetim Kurulu

 

 

TÜRKÜN BAYRAMI NEVRUZ ANA SAYFASINA GİRİŞ İÇİN TIKLAYINIZ

 

 

KARABAĞ KATLİAMI

 

 

İSTİKLÂL MARŞININ KABULÜ

 

 

ÇANAKKALE ZAFERİ

 

 

BAŞBUĞ ALPARSLAN TÜRKEŞ

 

 

ATSIZ ATA'NIN ARDINDAN

 

 

KÜTÜPHANE HAFTASI

 

 

 

 

 

2012'DE YAYIMLANAN YENİ BÖLÜMLERE GEÇİŞ İÇİN TIKLAYINIZ...

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

     23 NİSAN
ÇOCUKÇA BAYRAM MI?

   

    23 NİSAN ÇOCUKÇA BAYRAM MI?

    Dünyamızın 365 gününün her biri bir özel güne, bir bayrama tahsis edilmiş ama biz “23 Nisan”ımızı “Dünya Çocuk Günü” olarak kabul ettirememişiz yine de.

    Nedeni pek basit.

    “Türk patentli” de ondan.

    Çocuktan sevimlisi “Çocuk Gününden” güzel bir gün olabilir mi âlemde? Olmaz elbet. Tam manasıyla “marka” öneri ama Türk’ten marka olmaz. Olmamalı, oldurmamalı olacak olsa da yani.

    KKTC’yi Müslim-gayrimüslim dünyaya tanıttıramadığımız, Ege’deki “12 adalardaki” haklarımızı anlatamadığımız, kabul ettiremediğimiz gibi bunu da kabul ettirememişiz maalesef.

    *********

    Bakıyoruz “Anneler Günü”, “Sevgililer Günü”, “Babalar Günü”, “Cadılar Bayramı” v.s. hepsi “batı” patentli.

    Hangi günün ne adla anılacağı, hangi ödülün kime verileceğini belirleyenler onlar.

    Teklif, bize göre Atatürk’ün “insanlığa-barışa” bir hizmeti, asil ve ileri görüşlülüğü ama, onlara göre değil.

    Onların isteği “gün” de değil zaten,

    “Gününü gün…”

    Ne vakittir çocuk yapmadıkları malum.

    “Çocuk için gün belirlenecekse, onu da onlar belirler” hem.

    “Dünya Çocuk Günü” teklifimiz bu yüzden “çocukça” işte.

    *********

    Başkasının nesebinden çocuk mu olur bir de? Çocuk, kendilerininse anlam taşır.

    Irak Filistin, Afgan, Karabağ hepsi bir aynı familya. Ne çocuk, ne de mâsumlar onlar. “Ot kökünün üstünde bitmez mi” Büyüyüp küresel barışı tehdit edecekler hepsi de sonuçta.

    İnsan, iki kısım bunların nazarında;

    Biri kısım “efendilik” için bu âleme gelenler,

    Diğeri de bu efendilere “hizmet” için yaratılanlar.

    Madem demokrasi var onların dediği olacak. Kuvvet kimdeyse karar onun, bu devirde ve her devirde. Kuvvetin de kararın da adresi belli bu yüzden.

    *********

    Dünya âlem biliyor kötü niyetimiz yok bu teklifle. “Hep bana” olmasın. Bizim de paylaşacaklarımız olsun bu fani âlemde aynı yerküreyi paylaştıklarımızla. 

    Bizim ulusalımızın da katkısı olsun dünya harsına.

    “Aslan payı” kimin hakkıymış görülsün medeniyetler âleminde?

    Biz de millet, hem nasıl milletmişiz anlaşılsın diye bir de.

    *********

    “23 Nisan” tamam da, ne geliyor onun ardından hemen?

    Ulusal Egemenlik

    Hem “ulusal”, hem “egemen”

    Kolay lokma mı ki bu “Batının" boğazından geçecek?

    “Türk-Atatürk” patentiyle bir de ki.

    Adamlar coğrafyamızdan silmeye çalışıyorlar bizi, bizse neyin peşinde…?

    *********

    Büyük Türk Milletinin yavrukurtları!

    Akıp giden her 23 Nisanda, bu büyük Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramını, daha büyük mutlulukla, daha büyük coşkuyla kutlamanı gönülden dileriz.

    Dünya görmezden gelse de, 23 Nisanımız, bu âlemin beşeri güzelliklerine bir büyük güzellik katmıştır, katmaktadır.

    Ama görene…köre ne…?

    *********

    Bu sözümüz de davetimize icabet edeceklere;

    “Türkün Çocuk bayramına hoş geldiniz”

    Halayımıza dâhil olmak isteyecek herkese yer var saflarımızda.

    Bugün ve bundan böyle.

    Başkasının oyunu kendine, bizimkisi bize.

    Herkes kendi oyununu oynar eni iyi bu âlemde.

    “Türkün her şeyi güzel, her şeyden güzeldir.”

    Bunu bilir, bunu söyleriz.

    Başkaları bilmeseler de…

    Bayramınız kutlu olsun.

Osman ERENALP
Ankara/Nisan 2013
 



TBMM'NİN AÇILIŞI

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ'NİN KURULUŞU

   İstanbul'un işgalinden üç gün sonra, Atatürk ünlü 19 Mart 1920 tarihli bildiri yayımladı;

   Bildiride,"olağanüstü yetkiler taşıyan bir Meclisin Ankara'da toplanacağı, Meclis'e katılacak üyelerin nasıl seçilecekleri, seçilerin engeç onbeş gün içinde yapılması gereği", kesin ve kararlı ifadelerle yer alıyordu.

   Ayrıca, dağılan Meclis-i Mebusan'ın üyeleri de Ankara'daki Meclis'e katılabileceklerdi.

   Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş temelleri Ankara'daki bu ilk tarihi binada atıldı. Birinci Meclis Binası, Ulusal Kurtuluş Savaşı'nın yönetim yeri olarak pek çok tartışma ve millî kararlara sahne oldu: Bu yapı bugün Kurtuluş Savaşı Müzesi olarak, ilk yılların anılarını sergiliyor.

   İllerde seçilen temsilciler ve Meclis-i Mebusan'ın bir kısım üyeleri Ankara'ya geldiler.

   Ankara'nın o günkü şartları içinde Meclis'in toplanabileceği elverişli bir bina yok gibiydi. Sonunda, İkinci Meşrutiyet döneminde, İttihat ve Terakki Cemiyeti kulübü olarak yapılmış tek katlı bir bina uygun görüldü. Eksik kalmış yapı tamamlandı, okullardan toplanan ve halkın katkısıyla sağlanan eşyalarla donatıldı.

   Hazırlıklar tamamlanınca, Atatürk 21 Nisan'da yayınladığı ikinci bir bildiri ile, Meclis'in 23 Nisan günü toplanacağını ve açılış töreninin nasıl yapılacağını duyurdu.

   23 Nisan 1920 Cuma sabahı erken saatlerde, Ankara'da bulunan herkes Meclis Binası çevresinde toplandı.

   Halk, kendi kaderine sahip çıkmanın coşkusu içindeydi. Hacı Bayram Camii'nde kılınan öğle namazından sonra, Meclis binası girişinde gözleri yaşartan muhteşem bir tören yapıldı. Saat 13.45'de, Ankara'ya gelebilen 115 milletvekili Meclis salonunda toplandı.

   Parlamento geleneklerine göre, en yaşlı üye olan Sinop Milletvekili Şerif Bey (1845), Başkanlık kürsüsüne çıktı ve aşağıdaki konuşmayı yaparak Meclis'in ilk toplantısını açtı.

   "Burada Bulunan Saygıdeğer İnsanlar,

   Istanbul'un geçici kaydiyle yabancı kuvvetler tarafından işgal olunduğu ve bütün temelleri ile halifelik makamının ve hükümet merkezinin bağımsızlığının yok edildiği hepimizce bilinmektedir. Bu duruma baş eğmek, milletimizin, teklif olunan yabancı köleliğini kabul etmesi demektir. Ancak tam bağımsızlık ile yaşamak için kesin olarak kararlı bulunan ve ezelden beri hür ve başına buyruk yaşamış olan milletimiz, kölelik durumunu son derece ve kesinlikle reddetmiş ve hemen vekillerini toplamaya başlayarak Yüksek Meclisimizi meydana getirmiştir.

   Bu Yüksek Meclisin en yaşlı üyesi sıfatıyla ve Allah'ın yardımıyla milletimizin iç ve dış tam bağımsızlık içinde alın yazısının sorumluluğunu doğrudan doğruya yüklenip, kendi kendisini yönetmeye başladığını bütün dünyaya ilan ederek, Büyük Millet Meclisi'ni açıyorum."
Bu açış konuşmasında, millî egemenliğe dayalı yeni Türk parlamentosunun adı da "Büyük Millet Meclisi" olarak konulmuştu. Bu ad herkesçe benimsedi. Daha sonra Atatürk'ün tüm konuşmalarında yer aldığı şekliyle ve ilk kez 8 Şubat 1921 tarihli Bakanlar Kurulu Kararnamesinde de yazılı olarak, "Türkiye Büyük Millet Meclisi" (TBMM) adı kalıcılık kazandı.

   TBMM, 24 Nisan 1920 günü yaptığı ikinci toplantısında Mustafa Kemal Paşa'yı (Atatürk), başkanlığa seçti. Mustafa Kemal Paşa, kendi öncülüğünde kurulan TBMM'nin başkanlığını, Cumhurbaşkanı seçildiği gün olan 29 Ekim 1923 tarihine kadar sürdürdü.

   TBMM, açılışından iki gün sonra, sadece yasama değil, yürütme gücüne de sahip olacak hukukî ve siyasî yapısını düzenleme çalışmalarına başladı. Bu düzenlemeler, TBMM'nin tam bir güçler birliği ilkesini benimsediğini göstermişti.

   2 Mayıs 1920'de Bakanlar Kurulunun seçilmesi hakkındaki yasa çıkarıldı. 11 Bakandan oluşan "Meclis Hükümeti", 5 Mayıs'da TBMM Başkanı Mustafa Kemal Paşa'nın başkanlığında ilk toplantısını yaptı.

   TBMM'nin açılışı ile birlikte, millî egemenliğe dayalı yeni Türk Devleti doğmuş oluyordu. Birinci TBMM'nin iki temel hedefi, kesin zaferi kazanmak ve yeni devletin otoritesini güçlendirmek, kalıcılığını gerçekleştirmekti. Öncelikle, ülke topraklarının yabancı işgalinden kurtarılması gerekiyordu.

   http://www.tbmm.gov.tr/tarihce/kb5.htm 

BAĞIMSIZ VE MUTLU NİCE YİRMİ ÜÇ NİSANLARA ULAŞMAK DİLEĞİYLE...

www.anamurunsesi.com

sizin siteniz

 
HHABER DOSYA BÖLÜMÜ
 

Web Counter

Web Counter

DEFA OKUNMUŞTUR

 

 

"Anamur'un ve Anamurluların Buluşma Adresi ve Gerçek Sesi..."
ANAMUR'UN SESİ
   

  Başa Dön 

Yazdır

 
 
 
Copyright © Tüm Hakları Saklıdır [Çınar Arıkan]